Kan şekerim düşüyor yine; parmaklarımdan uyuşuk harfler dökülüyor ve ben ağacın dalına yapışan son kuşuyum yaşamımın ve harici bünyelerde Batı’ya dönüyorum esaretimi. Herkes sıradan, herkes üveyik ve herkes baş harfinden son haddine kadar kendine kalpazan. Mimari yapıtlarımla göğüs germekteyim zamana, benden kalkan vapurun saatine göre hazırlık yapıp simit atıyorum gergefli mutluluklarıma.
İçim geçiyor yine, fazla yaşamamaktan olsa gerek. Bir eziliyor içim, sanki bin beş yüz seksen tır çiğneyip içimi; hataları sürücüsünde aramayan yanlışlara karşı beni örnek göstermiş. Pandispanya tadında öfke nöbetleri geçirten tatlı bir krizi var şu yaşamın; evet, bir şeyi var. Ürküyorum. Ürkütüyorum. Ünzile sondajlarında müzik tembelliğimden sınıfta bırakıyor Sezen Aksu. İnciniyorum.
Rahata kaçıyorum, uzanıp da şimdiye. Pardesüsünü giyiyor diye üşümüyor sanıyor herhalde gençliğim; önlemini bedenini yaşamla ısıtırken almalıydın e be cahil diyemiyorum.
Bir gariplik çöktü içime ve kelimeler tükendi. Stokta imla hatasıyla beni yanlış yazan bir kader var ama ben onu görmek istemiyorum. Doğruluk, kalbimin hınç dolu direnişidir. Sucuk ekmek gibi kokuyor bugünüm, dünüm; sülün bir yaşam ve ben müsait değilim bu kadar ızdıraba.
Dilara AKSOY