Nazıma rastladım geçen.Dalgın,yorgun,her gün ayrı ayrı sürgün edilmiş gibi.Bir elinde yine eski bir defter,eksitmediği mürekkepli kalemi.Diğer elinde cigarası.Ağzına götürdükçe iç çekiyor.Susuyor..susuyor da sanki hiç konuşmamış,hiç yazmamış,hiç aşık olmamış,hiç kavga etmemiş gibi oluyor.Kaç yaşına gelirse gelsin çocuk gibi bu adam.İçinde memleketimin havası,içinde geçilmemiş yollar var hep.Pirayeden bahsediyor ara ara.’sevmek mi sevilmek mi zor ‘ diyorum.Gözleri ağlamaklı oluyor.. Anlaşılan ikiside zor bu ülkede.Güzel,haklı herşey zor değil miydi zaten.Bulmuşken Nazımı,şiirler dinliyorum ondan.Hasret kokan şiirler.Anlıyorum ki herkes kendi sevdasında ederi kadar Mecnun,ederi kadar Leyla.Sevdası kadar şair.Sevdası kadar sürgün.Ne zaman içim sıkılsa,böyle aklımla kalbim bana işkence eder olursa,ne zaman ağlamak yerine gülmeye yeltensem ; Nazıma rastlıyorum.Bir kaç şiir bir kaç türkü..Geçmiyor da erteleniyor işte acılar..Güçlü kalmayı öğreniyoruzdur belkide şiirlerden,türkülerden,devrimlerden,fikirlerden,insanlardan..