Kayıt Ol
Haz 8, 2019
169 Views
3 0

Nickname is…

Written by

Bir insana o insanı aşağılayıcı bir isim takmanın ne kadar kötü bir şey olduğunu gerek etnografik, gerek sosyolojik, gerekse teolojik olarak ne kadar kötü birşey olduğunu biliriz. Kendi kültürümüze “lakap takma” diye adlandırılan ve karşımızdakinin öz benliğini rencide edici bir davranış olarak yerleşmiş olan bu durumun, ne kadar kötü bir davranış olduğu konusunda herkes hemfikirdir sanırım.
Genellikle akran zorbalığı ile isimlendirilen çocukluğumuzun okul döneminde daha baskın olan bu davranış; bizde olmayan bilgi ve becerilerin başkalarında görülmesi, güvenli alanımıza bize sorulmadan müdahale edilmesi sonucu içimizi hırs ve öfkeyle doldurup karşımızdakini alt etmek üzere çalışır. Bu davranış kalıbı zamanında sönümlememiş ise yetişkinlikte de sürdürülebilir.
Kendi güvenli alanının ve eksikliğinin tehdit edildiğini düşünen kişilerin sıklıkla başvurdukları bu davranışın pek çok şeyde olduğu gibi bir “arkhe” yani ilksel bir öğretisi elbette olacaktır.
Binlerce yıl önce insan yerleşik hayata geçmiş ve kendi yaşantısını belli bir coğrafya üzerinde bulunan yeri belli kara parçalarında sürdürmeyi seçmiş, bir araya geldiği diğerleriyle geniş kabileler oluşturup daha kalabalık siteler oluşturmuştur. Yakın bulduğu diğeri de kendi gibi toprağı işleyip, hayvanlarını otlatan ve ailesine bakan insanlardan oluştuğu için onları düşman saymayan insan artık daha rahat ve güvenli bir şekilde yaşamayı öğrenebilecektir. Ancak tıpkı onlar gibi yaşamaya başlamayan ya da başlasa bile toprağının verimsizliği ya da iklim şartlarının ağırlığı gibi durumlar yüzünden farklı toprak arayışı içine giren bir başka diğer insan gurupları, kendilerine yaşanılacak daha güvenli ve verimli toprak alanları bulmak için göç etmiş ve onlara göre daha rahat yaşayan insanlar için bir tehdit unsuru oluşturmuşlardır.
Pek tabi kendini, ailesini ve bölgesini korumak için mücadele vermesi gereken insan, bulunduğu bölgeyi hendekler kazarak, etrafına duvarlar örerek daha da güvenli hale getirmeye çalışacaktır.
Peki bölgesini ele geçirmeye çalışan düşman insanlar için ya bu duvarlar ve hendekler işe yaramazsa ne olacak? Yapılması gerekenlerin dönem itibariyle yapıldığını düşünen insan işte tam da bu noktada diğerleri diye tabir ettiği insanları, insanlık sıfatından çıkarıp başka bir kategoriye koyması gerekecektir. Muhtemelen de şöyle düşünmüş olabilir.
“Bizler birbirimize bağlı ve kimseye zarar vermek istemeyen insanlarız, ancak onlar bizim gibi değil” Yani demek istediği tam da “Bunlar insan olamaz” anlayışıdır.
Sırf bu “Bölgeni koru!” anlayışı bile kendilerini insan sayıp diğerlerini avladıkları birer hayvan konumuna sokmaya yeter de artar bile…
Bu olaya günümüz insan ilişkileri acısından bakıldığında; bize ait olana saldırıldığında veya bizde olmadığı hissettirilen duygu, durum, biliş hallerinin birden bire bizde varmış gibi yapılarak karşı tarafa saldırı maiyetinde çıkışlar yapılır bu da yetmiyorsa, çemberin içinde tuttuğumuz kişilerden ayırarak onların bizim gibi olmadığını iddia eder hatta onları tanımlamak için de farklı isimler takarız.
Çoğu zaman karşımızdaki kişilerin yüzüne söylemediğimiz düşünceleri arkasından dillendirmenin başka bir adıdır lakap takmak. Yukarıda da anlatılan bilgi ve becerilerin veya sahibi olunamayan nesnelerin bizlerde yarattığı eksikliği karşı kutupta durarak doldurmaya çalışmaya çabalamak.
İnsanın insanı aşağılamak için kendinden olmayanı yok saymak ve ötekileştirmek için sıklıkla kullandığı bu davranış kalıbı gerek tarih öncesi, yakın tarih ve günümüzde hala geçer akçesini korumakta.
Duvara resim çizen insan mağaranın dışında yaşayan kişileri, rengi beyaz insan kendinden farklı ten rengini, tüfeği olan kılıçla dövüşeni, uçağı olan yürüyerek gideni… Ya da tam tersi!
Birisine isim takmak o kişinin mevcut adını karalamak için olabileceği gibi daha da güçlendirmek için de kullanılabilir. Aslan, kaplan, yürekli… veya o kişinin aynı isimle anılan diğerleriyle karıştırılmaması için.
Lakap bir insanı yermek, aşağılamak veya övmek için kullanılabilir. Önemli olan sizin hangisini tercih ettiğinizdir.
Ertan Yavuz
icaforiz_

Article Categories:
Edebiyata Dair

Leave a Comment

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.