İnceden bir üşüme alır bedenini, kalbin her zaman attığından farklı atar. Hızlı hızlı sanki bir yere yetişecek gibi.. Ancak akrep ve yelkovan kalbinin aksine yavaş yavaş ilerler. Kararlı adımlarla tıpkı senin de yapman gerektiği gibi.Emin olarak,tek tek seçerek. Söyleyeceğin sözcükleri seçmen için elinin nasıl durması gerektiğine karar vermen için içeceğin çayın kaşığını tabağın kenarına usulca yerleştirirken alman gereken derin nefes için,kalbinin aceleciliğine karşı usulca akar zaman..
Bir ömür biter, gitme vakti gelir ancak henüz hiç bir şey tam değildir. Çünkü bizler o büyük buluşmalardan evvel kaderin bize düşünmek için verdiği zamanı acele ederek harcamışızdır..
Pekii ya o masaya oturduğunda karşında ki sana saran değil soran gözlerle bakıyorsa? Konuşursun; kelime biter, susarsın; sessizlik biter. Peki ya içindekiler onlarda biter mi öylece? Ya o masadan kalktıktan sonrası ne olacak? İki ayrı yola giderken dönüp bakmıyorsa ne olur ? Kalbin felç kalmayı ister tam o anda artık hiç bir şey hissetmemeyi sadece yürüyüp gitmeyi diler ancak bu mümkün değildir. Vakit dolar, yollar ayrılır, hayaller suya düşer.. Geriye sadece onunla beraber içtiğin bir bardak çayın kekremsi tadı kalır..