Sen, haziran sonlarında açan bir dal leylaksın yüreğimde. Zamansız ve ömürsüz. Nereden geldiği de gideceği yer kadar sonsuzsun. Sen benim hiç koklamadan kuruttuğum papatyamsın. Çizilen plağın çaldığı son şarkı, bağıran bir orospunun çıkardığı yüksek sesli çaresizlik adın. Orgazma ulaşmaya çabalayan bir yürek burukluğu, hiç sevişmemiş bir annesin sen.
Sen kimsin gerçekte? Ölümden önce yaşanan hayat introsunun bir diğer yolcusu? Ya da hiç kalbi kırılmamış bir suçlusun belki. Farklı koğuşlarda aynı geceyi paylaştığım.
Duvardan dinlediğim sessiz bir gazelsin.
Nefes alışverişin tahrik ediyor beni. Durduramaz mısın?
Yoksa nefes alamaz mısın sen? Nefes kadar mı yaşarsın ya da? Sen kimsin gerçekte? Var mısın? Dokunsam hisseder misin ellerimi? Sen mavi gözlü dev misin körpe yüreğimde? Öpsem bir kez daha, sen de beni sever misin?
Peki ya son bir kez seslensem sana, oradan yalnızlığımı duyar mısın? 