Seni sevdiğimi söylemedim. Sadece seninle sahilde çıplak ayak yürümeyi, karşılıklı susarak sessizlikte etrafa bakınmayı seviyorum, sen gülerken yakınlarda olmayı seviyorum
Gün çekilirken mutlu olabilir miyiz. Yüzümüz güler mi sahiden? Güneşin denize vuran aksine Hayranlıkla bakabilir miyiz mesela? Aslında gün bize veda ederken, Ardında görsel bir şölen bırakır. Ve bize umut…
Elini eteğini dünya işlerinden çekmiş iki keşiş bir nehir kenarında yürüyorlarmış. Nehrin kenarında karşıya geçmek isteyen bir kadına rastlamışlar. Kadın yüzme bilmediği içinde karşıya geçmeye çok korkuyormuş. Kadın bunlardan yardım…
Ayırma gözlerini gözlerimden Gündüz gibi gel Gece gibi kal Güzel duru saflar sende kalsın, Karanlığını bıraktığın yerden al. Dilin aradığı sözler de, Sözün bulamadığı seslerde, Zamanın olmadığı…
Kağıt, kalem ve mürekkep yüzyıllar öncesi dönemlerde Osmanlı toplumunda özenle kullanılmış ve saygıya layık nesneler olarak kabul görmüşlerdir. İlk olarak “Oku” emriyle(ikra) başlayan bir dine inanan Osmanlı toplumunun okumanın gerçekleştirilebilmesi…
Hatıralar saklardık hörgüçlerde Develerin bu yüzden boynu bükük Bizim yüzümüzden Gökteki uçakların bugün ışıkları sönük Ve çöp torbaları boşaltılmadı evlerde Ailenin büyük kızı banyoda ağlamayı seçti bu gece Ve bu…
Otobüse binerken son kez baktı köyüne. Daha bu yaşta üzerine yüklenen yükten habersiz, babasının umudu Mehmet… Anasını, kardeşlerini burada bırakıp gitmek hiç de aklına gelmemişti. O hayallerinde hep onlarla birlikteydi.…
Aldırmadan geçti zaman, Öylesine… Ne tozum,ne izim kaldı ardımdan, Dünyaya gelmemişçesine… Gitmek daha kolay sabretmekten, Alışmaktan, Beklemekten, Ve tekrar etmekten… Bütün yanılgım ve aldanışım; Beklentilerimden… Her ihtimal daha…
Derinden bir “off” çekti Fadime. Bu kadar çocuk, bunca iş güç, birde hamilelik nasıl başa çıkacaktı? Akşama Beyi gelecek, karnım aç diyecekti. Aş isteyecekti. 5 çocukla kolay mıydı işlerin altından…
Sana bakıyorum.. Seni hayal ediyorum.. Bu şehir sen varsın diye mi güzel bilmiyorum.. Bu şehirde seni soluyorum.. Bu rakı sofrası seni hayal edip, oturduğum için mi güzel?Bilmiyorum.. Karşımda seni görüyorum,rakımı…
Ilık sofralarca beklerdim eve dönüşünü; vakit hep dardı. Tahammül Deniz’lerinde yüzerdim sırf ikimiz için, bizim için, ilişkimiz için… Gökyüzüyle didişirdi kuşlar ve ben içlerinden sadece birini seçmiştim gökyüzünü bizim için…
Lisenin sahte siyaset kokan sıralarında Bulamamıştım özlediğimi.. Hiç bir defterimin arasına yazamamıştım sevdamın adını Yada bir sokak duvarını karalamamıştım geçici sevdalarımla Beyaz, temiz ve pak bir kağıda şiir yazmak dışında…
O kadar çok gezdim ve aradım ki mutluluğu, ne ben söyleyeyim nede siz sorun. Diyar diyar belki; belkilerin içinde bile aradım belki. Olmayınca olmuyormuş nasipten öteye hiçbir şey. Tam bıraktım…
Tutamadığım dileklerime; tutunaklarımdır yazdıklarım. Yazdıkça sen oluyor kelimeler, söyleyemediklerimin harfe heceye bölünmüş hali oluyor sayfa karalamalarım. Karaladıkça sürüyor serüvenlerim ve bir noktayla sonlanıyor her satır. Daha büyük cümlelere, daha büyük…