Denemediği yol kalmayan bir insanın varacağı yer, en fazla ne kadar uzaklıkta olabilir? Bu sorunun cevabını arıyordu günlerdir Nihat. Bir gün eve dönerken güneşin battığı anda aklına geldi bu soru.…
Daha dün yemeğimizi annemizin yedirmesine muhtaçken,bugün bir bakmışız ki kendi yemeğimizi kendimiz pişiriyoruz.Daha dün okula kayıt oluyorken,bugün bir bakmışız ortaokul,lise derken üniversite diplomasını da almışız.Öyle böyle derken ömürde böyle geçiyor…
İçiyoruz yine Tek kadeh Ölümüne içiyoruz.. Sensiz değil senle Aslında ben sen varsın sanıyorum.. Yoksun ama o kadar net ki Senden sonra toparlıyamadım.. Bir insan anca bu derece piç olabilir..…
Görmedin mi dört yanımda acı vardı Sözlerimde bir şiirin hüznü kaldı Gör beni allahım her yanımı yalnızlık sardı Bu işte bir gariplik vardı Sözlerim kalbimin yapamadığını yaptı Bir gönlün çalamadığı…
Acılar geçsin diye uyursun ya, Sen de rüya gibi geldin geçtin hayatımdan. Uyandığında gerçek olmadığını anlarsın, Sızlar bir yerlerin ta derinden, Uyandığımda yoktun yanımda . Tekrar uyuyup aynı rüyayı görmeye…
Hatırlar mısın sevgili gözlerimizin içine bakıp birbirimize hiç bir şey söylemeden dakikalarca kalakalırdık… Düşlerimizle birleşen hayallerin doruklarına çıkardık.. Öylece baş başa kalıp, hayallerimizde yaşattığımız onca birlikteliği anlatırdık birbirimize.. Bide üstüne…
Öyle özledim ki seni şiir falan kâr etmez hani sözlerin hükmü yok artık yokluğun bir kabuk daha bağlar yarada şimdi avcumda yazdan ödünç bir sevda bir yarım sonbaharda seni düşünmediğim…
hayat bazen istediklerini vermiyor insana ve hayat bazen en istemediğin zamanlarda her şeyi veriyor. aşkın tanımını yapmak ne kadar zor ve bazen ne kadar basit. orta yolu var mıdır bunun…
Çocuktuk o zamanlar…Hayal gücümüzün sınırlarıyla oynamaya bayılırdık.. Yerdeki sigara izmaritini ağzımıza götürüp,içiyormuşçasına dumanını tüttüre tüttüre ciğerlerimizde hissetmekten tutun da, kaldırım taşlarındaki o ince çizgilere karşı verdiğimiz o onulmaz mücadelemiz kadar…
Bu hissettiğim aşktanda öte, Ayaklarım kesiliyor, yerden göğe, Varınca bulutlarla aynı çizgiye, Yüzleri asık, bakmıyorlar bile. Soruyorum: “bu haliniz nedir?” diye, Biri diyor:” Konuk almıyorsun, bizi şiirlerine, Hep sonsuz yıldızlar…
En kendi en delirircesine söze başlıyorum sen diye diye . Ben seni en deli halim ile sevdim akıllı olsam zaten hiç aşık olmazdım biliyorum . Gözlerin diyorum ve susuyorum ne…
Sigara dumanının grimsi yukselişin de kipkirmizi gozlerimin derinliginde hissettim seni. Okyanusun turkuazimsi sonsuzlugunda hissettim seni. Beyaz bir sayfa ile basladim sonraki gune, kararan gecelerime inat. Kahverengi gozlerinin yeşil ışık saçan…
tutamıyorum artık seni damarlarımda, seni ve bu kenti. oysa mavi siren seslerinde bir ağıt gibiyim, neşesiz. kömür tozuna yaşlanmış ellerle paslı ve bir tren ölüsü gibi ağır çocukluklara oysa usulca…
Karşımda birkaç sen buluyorum aniden Yüzündeki ay parlaklığına dalıyorum sonra Panikleyip fotoğraflarından kaçırıyorum bakışlarımı Korkup zamana akıyor yine hayallerim Ertelenmiş duyulan geçmiş zamanlara Bazen gelecek zamanları bile erteliyorum Sevdiğim,bir şey…