Kayıt Ol
Tem 28, 2019
185 Views
1 0

Papağan Konuşur Hindi Düşünür mü?

Written by

Sazlı sözlü, nükteli, fıkralı yazı yazmayalı bir hayli oldu. İsterseniz, bu gün sazlı sözlü; fıkralı bir yazıya imza atalım.
Ne dersiniz?
Hem sanatçıları yâd edelim, hem de Hoca Nassertin’i
Sanatçıları ve hoca Nasrettin’i yâd ederken, günlük sıkıntılardan azıcık uzaklaşır,, unuttuğumuz gülümsemeyi hatırlayıp, tebessüm ederken; şapkamızı önümüze koyar birazcık düşünmeye vakit ayırırız.
Ben müzik dinlemek için MUSİC kanalını seçtim.
Siz özgürsünüz. İster müzik kanalı açar iterseniz taş plağı gramofona koyar nostalji yaparsınız.
İlk sırada Müzeyyen Senar ve“Dalgalandım da Duruldum” var!
Ne olursun güzelim
Sevsen beni
Yâr deyip de sinene
Sarsan beni
Bir gün öldüreceksin
En sonunda sen beni
Dalgalandım da duruldum
Koştum ardından yoruldum
Binlerce güzel sevdim de,
En son sana vuruldum, en son sana vuruldum derken Nilüfer de Düet yapıyor. Bilmem ki Müzeyyen Senar’ın sesinden, sazların mükemmelliğinden söz etmek gerekir mi?
Şimdi sırada bir döneme damgasını vuran, Zeki Müren var.
yılları durduracak
güneşi doğduracak
dünyamı dolduracak
bir sevgi istiyorum
ömür boyu sürecek
gözlerimde tütecek
bir sevgi istiyorum/ diyor… Paşayı dinlerken gözlerim doldu. İçime bir hüzün çöktü.
İçimden vallahi bende “bir sevgi istiyorum “ deyivermişim.
Elimin tersiyle gözlerimden akan yaşı silerken, kendi kendime, çok uzatma kısa kes aydın havası olsun dedim.
Ve Hoca Nasrettin Fıkrasına geldi sıra.
Biliyorsunuz, Müteveffa Nasreddin hoca; yaşadığı asrın ünlü bir sosyologu ve de iyi bir psikologu.
Hocayı ününden hiçbir şey kaybettirmeden 21. Yüzyıla, taşıyan şeyse, kıvrak ve keskin zekâ ürünü fıkraları.
Şimdi lafı hiç uzatmadan, önce Hoca’dan bir fıkra dinleyelim, sonra da azıcık düşünelim.
Hazır mısınız?
Koltuğunuza rahatça oturun, hafifçe geriye yaslanın, kemerlerinizi bağlamaya gerek yok!
“Küçük bir papağanın Pazar yerinde on beş altına satıldığını gören Nasreddin Hoca, bir koşu evine gider kümesteki hindiyi kapar, apar topar pazara gelir.
– Başlar bağırmaya :
– Satılık hindiiii…
-Satılık hindiiii…
-Yirmi altına satılık hindi!
Hocayı tanıyan pazar yerindeki esnaf ve halk şaşkın baka kalır!
– Birisi hocaya yaklaşır, yahu hocam der, bir hindinin yirmi altın ettiği nerede görülmüş?
– Hoca, ne olmuş diye çıkışır.
-Demin bir kuşu on beş altına sattılar.
– Adam güler!
-Ama o papağandı der.
-Tıpkı insan gibi konuşuyor o.
– Nasreddin Hoca hiç bozuntuya vermez.
-Yapıştırır cevabı, o konuşuyorsa bu da düşünür!” Der işin içinden çıkar.
Biliyoruz ki tanıdığımız Hocanın her soruya ya da her olaya verecek cevabı söyleyecek mantıklı, makul sözü vardır ve her zaman olmuş.
Ya bizim?
Olayları irdeleyecek beynimiz, sorulara verecek cevabımız hazır mı?
Başımızı ellerimizin arasına alalım ve kendi kendimize empati yapalım…
Hoca bize ne mesaj veriyor?
Gülümsediğinizi görür gibiyim.
Nasreddin Hoca Olmak kolay mı dediğinizi de işitiyorum.
Kolay olduğunu söyleyemem, ancak imkânsız da değil!
Günümüzün karikatüristleri Nasrettin Hoca kadar kıvrak zekâya sahip olduklarını çizdikleri karikatürlerle gösteriyorlar.
Pazar günü sosyal medyaya, Karikatürist Selçuk Demirel’in kaleminden “beyin düşünmek içindir” isimli bir karikatürü düştü.
Demirel’in Karikatürlerine göz atınca, Nasrettin Hocayı aratmayacak zekâ ürünü çizgileri gördüm.
İşte o zaman Hocanın “Papağan ve hindi” fıkrası geldi aklıma.
Biliriz ki Hocanın fıkralarında amaç sadece güldürmek değildir. Tebessüm dudağınızda dağılırken düşünmeye de davet eder hoca!
Karikatüristlerin çizgileri de aynı şeyi ifade etmiyor mu?
Devleti yönetmeye talip olanlarda, Nasrettin Hoca gibi papağanı konuşturacak, hindiyi düşündürecek kadar akıl ve kıvrak zekâ olsa; Atatürk’ün kurduğu çağdaş cumhuriyeti yıkmayı düşünür, Atatürk’ü unutturmaya çalışır mı?
Veya 21. yy da sultanlara, saraylara meyleden, totaliter bir rejimi diriltmeye heves eder mi?
Karikatüristin “BEYİN DÜŞÜNMEK İÇİNDİR” karikatürü Nasrettin Hocanın fıkraları kadar anlamlı.
Görünen o ki Türkiye 7/24 konuşan papağanların istilasına uğramış, hindi gibi sesiz ve tepkisiz düşünenleri arayıp bulmak sadece fıkralarda saklı.
Müzeyyen Senar, Zeki Müren ve Fıkra ile başladığımız yazıyı, Mehmet Akif’in; “Bastığın yerleri ”toprak!” diyerek geçme, tanı! Düşün altındaki binlerce kefensiz yatanı. Sen şehit oğlusun, incitme, yazıktır, atanı:
Verme, dünyaları alsan da, bu cennet vatanı.”
Kıstası ile nokta koyalım ki Nasreddin Hoca ve sanatçıların ruhu şad olsun!

Kavlak Necati

Güneşin doğuşu, Can Kuş'u nun Dünya'ya kanat çırpması ise,
Gün batımı da, açan güllerin solan yaprakları olmalı.
Her gün yeniden doğan, her gün yeniden ölen bir bedenin,
kafesinde çırpınıp durmak zor.
Doğduğum yöre de, taşlar topraktan daha çok.
dağında gökyüzüne, Çam ağacı yerine, Ardıç ağaçları uzanır.
Gövdesi ne tomruk olur, ne de kereste.
Kiriş diye uzatamasın onu duvarın üstüne.
Yanarken saman alevi gibidir, köz bırakmaz geride.
Büyürken fidanı su istemez.
Kışın yağan kar, ve Nisan yağmuru yeter yaşamasına. İğne yapraklarının arasında olur gılikleri.(meyve)
Önce yeşil, sonra siyah.
Acıdır tadı.
İlaç olmaz hiç bir yaraya.
İşte ben böyle bir kıraç toprağın üzerinde yeşermiş,
kökü kayaların altına uzana ağaç gibiyim.
Siz çınar da diyebilirsiniz, koyu gölgesi olan, Meşe'de. Kayın,gürgen zaten hiç olmaz bizim dağımızda.
Dereler kışın akar, yazın kurur.
Avşar'ın soylu kızları suyu kuyudan çeker kovayla.
Kulaçla ölçülür kuyunun derinliği.
Al yazmalı, beyaz tülbentli kızlar, aynayla haberleşir, yavuklusuyla.
Hala öylemi bilmem.
Ben gideli gurbet ele, değişmiştir belki, gelenek ve de töre. Belki orada da geziyordur, genç kızlar sevgilisiyle el ele.
Kim bilir?
Ben buyum işte.
Diğer kimlik bilgilerim kayıtlı nüfus kütüğümde.
İlim ilçem hepsi var.
Bence esas ben, bu satırlarda saklı.
Çözün çözebilirseniz,bu bir bilmece.....
Kavlak Necati

Latest posts by Kavlak Necati (see all)

Article Categories:
Edebiyata Dair

Leave a Comment

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.