Kelimeli tükenmek üzereydi. Işığı da görmüştü. Karşısında parlayan öylece duran ışığı
dedikleri gibi onu çağırmıyordu bu ışık. yada hayatı gözlerinin önünden geçmiyordu sadece insanlık heyacanını hissediyordu.
Neydi ki bu insanlık heyecanı, yere düştüğünde hemde herkesin önünde düştüğündeki gibi. Hemen kalkmak yerine o bir saliseliğine napacağını düşündüğü telaştı.
Kalkmalıydı ama busefer farklıyddı. Işık onu çekmiyordu ama kendine hayran ediyordu. Işık gelmesini istiyormuydu bilinme ama o bu güzellik karşısında gitmek istiyordu.
Düşünmeyi bıraktığı anlar oluyordu. Yalnızca gerçek ve hayal arasındaki o anlarda. Yani kendini kaybedip tekrar kendine gelmesi kadar küçük bir zamanda geçiyordu bunların hepsi.
Nefes almayı insan zaten otomatik yapar ama hisseder nefes alıp verdiğini hisseder. Ciğerlerini dolduran birşey olduğunun ve bunun sürekli gerçekleştiğini farkındadır.
O an öyle değildi ciğerleri yokmuş gibiydi. İnsan olmaktan daha fazlasıydı. Gidenlerin sebepleri belki daha fazlası olmak istemeleriydi. Belki hepimiz için mutlu bir son vardı.
Bunları tabiki o an düşünemiyor sadece hissediyordu. Hatta hissetmekten daha fazlasıydı. Sanki yıllar önce geçip giden bir anıyı yıllar sonra küçücük bir şeyin hatırlatması gözlerimizin önünden geçtiği yetmezmiş gibi bir de o an ki ruh halimizi tekrar yaşamamız gibiydi.
Kışı özleyenlerdendi kışı hiç sevmediği halde. Işığın olmadan son defa tatmak istedi o hertaraf bembeyazken ve soğuk nefes ciğerlerini ferahlatırken ki mutluluğu.
Herkesin birşeyleri eksik kimisinin sevgisi, kimisinin aklı, kimisinin zamanı, ve kimisinin de kendisi.
Kendi bulmayı bırakmıştı artık. Geçen günlerin kendinin olduğunu ve hatta elindeki tek şey olduğunu herşeyden iyi biliyordu. Nefes almalıydı.
Böyle zamanlarda bunu yapmalıydı. Nefes almalıydı. Alabildiği en derin nefesi almalıydı. Belki o zaman kafasının içindeki o sesi ciğerlerine kadar yollardı.
Orda sadece içerden homurdanırdı kafasını meşgul edemezdi. Sonra düşündüki ozaman da sürekli içi sıkılacak. Durduk yere daralacak en sevdiği şey nefes almak artık buadar hoşuna gitmeyecekti.
Yine çaresini bulamadığını farketti. Dikkatli ve derin nefesler aldı. Kocaman ve baygın havayı dışarı attı. Yüzü koyun yerde uzandığını ozaman farketti. Yüzünü ıslatan suyu ağzına girmeden anlayamamıştı. Neden burda yatıyordu. Kim burda yatıyordu.
Bu soruyu soran kendisi miydi yoksa kendisini hiç beğenmeyen tarafımıydı. Herşeyi anlamak gittikçe güçleşiyordu. Ama en azından olayları algılayabiliyordu. En azından elinden gediğince, en azından hiç sevmediğimiz bir konuda 3 saatlik bir konferansa katıldığımızdaki dikkatle.
Hayatı ve diğer şeyleri yaşıyor yaşıyor yaşıyordu. Nefes alır verir gibi gelişiyordu olaylar. Kendiliğinden olup bitiyordu. Ölümü de böyle mi olacaktı. Kendiliğinden gelip gidecekmiydi bu bahşedilmiş yaşamdan.
Nefes alır verir gibimiydi yoksa yaşamlarımız. Herşey sanki kedi kontrolundeymiş gibi, ama hiç de dikkat etmeden alınıp veriliyordu. Öyle olsa bile insan nefesini tutabilir amk diye düşündü. Sonra nefesini kendi kontrolüne aldığı zamanları hatırladı. Nereye kadar.
Nereye kadar, nereye kadar devam edebilirdi. Pes ettiği ilk anda nefes kontrolünü kaybedecek herşey eskisine dönecekti. Bunu defalarca yaşadı. Defalarca ve defalarca.
Kontrolün kendinde olduğunu sanma aptallığına defalarca düştü. Hem pes etmesine bile gerek yoktu kontrolü yeniden kaybetmek için. Tek bir seferlik dalgınlığı bile herşeyin ilk baştaki haini almasına sebep olacaktı.
İnsan nefesini nekadar uzun tutar diye deniyordu uykusuz gecelerinde. Uykusuzluktan sızmadığı gecelerde, kontrolün kendinde olduğunu sandığı zamanlarda yatağa kendini son gücüyle bırakmadığında bunu deniyordu uykuya dalmadan önce.
Karanlığın içinde sıkılırken kendini oyalayacak, kontrolü ondan bir an kaybettirecek onu kumpasa getirecek şeylerden uzaklaştığı, yatağa vaktinde girdiği gecelerde.
Herşeyi düşündüğü bir tek kendi hayatını atladığı gecelerdi onlar. Saatlerce öylece hareketsiz kaldığı sonra sıkıntıdan yorganı sırtına dolayıp kafasını yastığın altına sokup, dizlerini göğsüne kadar çekerek yüzüstü duruyordu. Bunu düşündüğü şeylerin kendinden ne kadar alakasız olduğunu farkettiğinde yapıyordu.
Sokak lambalarının turuncu ışığını farkedemiyordu o gecelerde. O ışık sadece deprem zamanında dikkatini çekerdi. Hayatındaki büyük depremler zamanında. Büyük seçim anlarında.
Sonunda kendini sırt üstü uzanmış nefesini tutarken bulurdu. Büyük dersler veriyordu nefesi ona. Büyük üzüntüler yaşatıyor ve zaman zaman mutlu ediyordu.
Bazen iş boka sarınca yere attığı telefona uzanıp alıyor, nekadar nefesini tutabildiğini hesaplıyordu. Böyle zamanlarda bile susmuyordu. Aslında daha iyi yapabilirdin diyordu. Önceki denemede çok uzattığın için ciğerlerin yoruldu aslında 10 sn fazlasını tutmuş sayılırsın diyordu.
Nefesini tutarak vücudunun temposunu yavaşlattığını dolayısıyla kolayca uyuyabileceğini düşünüyordu. Bazen de iyi nefes alamadığı için böyle biri olduğunu söylüyordu ona. O gecelerde derin nefesler alıyor yine derin nefesler veriyordu içinden.
Herşey hayatını düşünmeye çalıştığı için başına geliyordu. Bu imkansızdı. Çünkü o susmuyor sürekli başka şeyler söylüyordu. Zaten dağılmaya müsait olan beyni herzaman olduğu gibi en basit olayın üstünde bile yoğunlaşamıyordu.
Ama konu öyle küçük meseleler değildi ki. Konu kendisiydi. Konu tek şansı olan bu hayatıydı. Sen ne anlarsın kabullen diyordu. Bazen dinliyor haftalarca sadece onu dinliyordu. Günlerini sanki sıkıcı kötü oyunculuklarla dolu, sonraki sahneyi tahmin ederek ve herseferinde bilerek izlenen bir film gibi takip ediyordu. Böyleydi nekadar kötü olursa olsun yarıda bırakamazdı bir filmi. Hiç olmadı kendine ait bir saçmalık bulurdu içinden. Bu günler de böyle geçiyordu işte. Hem bitmesini çok istiyor hem de elinde olmasına rağmen bitiremiyordu. Böyle zamanlar öyle kara vermekle bitmezdi. Bi an gelirdi. Işık yine yüzünü gösterir. Bu sefer herşeyin farklı olacağına onu inandırırdı. Sonra birden yanan o lambalar bir kaç gün içinde onu yalnız bırakırdı. Nefes alırdı yine başlarda ışığı tekrar görürüm umuduyla, çabalardı sonra o bir saliselik dalgınlık anı. Sonra yine haftalar sonra farkına varılan hayatı.
Eksik birşey mi vardı.