İlham perim, daha ben uyanıp gözümü açmadan, gıdıkladı oramı buramı, yorganın altından çıkmaya fırsat vermeden.
Uyan hadi!
Bu ne tembellik?
Gün öylen oldu.
Kalk!
Yüzünü yıka.
Kendine gel.
Yatmanın şimdi sırası mı?
Gözlerimi ovuşturarak açtım.
Hayrola, rüyanda gece beni mi gördün?
Başka kimim var ki :))
Köroğlu’nu saymazsak bi sen bir de ben…
Hadi ne diyeceksen de lafı uzatma, çıkart dilinin altındaki baklayı.
Rejim diyorum rejim.
Ne olmuş Necmiye?
Sen adamı deli edersin. Necmiye demedim rejim dedim.
Haa o mu?
Benim kilo sorunum yok ki diyet yapayım.
Sen beni deli mi edeceksin?
Sana diyet yap diyen mi oldu?
Adam, uykusunu almadan uyanınca, kazı goz anlıyor…
De bakalım, diyetten söz etmediysen; hangi rejimden söz ediyorsun?
Hani Hukukta; bir konuyla ilgili kanunların bütünü diye tanımlanan, Ceza infaz rejimi ve de Kamu Hukukunda ise yönetim şekli demek olan rejimden söz etmiştim.
Waaay canına beee…
Sabah sabah nereden takıldı aklına.
Öğleye kadar yatar uyursan işte böyle abuk sabuk sorular sorarsın.
Bak hele sen ufak ufak kulağımı çektiğinin farkında mısın?
Farkında olmadığım hiçbir söz ağzımdan çıkmaz.
Mevlana Celalettin Rumi “ Aynı dili konuşanlar değil, aynı duyguları paylaşanlar anlaşabilir” diye boşuna mı söyledi.
Biz seninle aynı duyguları paylaştığımız için bir aradayız.
Hiç öyle düşünmemiştim.
Gerçekten öylemiz?
Anladım anladım.
Peki, öyleyse sen söyle ben klavyenin tuşlarına dokunayım. Tıpkı sese duyarlı klavye gibi REJİM senin eserin olsun.
Olur, tabii neden olmasın?
Yaz öyleyse.
İmla kurallarına dikkat et!
Eleştirilmek istemem.
Sonra ilham perisi hiç edebiyat okumamış, kompozisyonu zayıf derler.
İyi de, benim kompozisyonum da öğrenciyken çok iyi değildi ki.
Yazım kargacık burgacıktı karınca ayakları gibi.
Benden başkası okuyamıyordu.
Ne çok konuştun yahu?
Söyleyeceklerimi unutturacaksın bana, hani ne diyorduk ne yazacaktık?
Rejim diyordun rejim.
Hani Var ’ya
Cumhuriyet
Monarşi.
Teokrasi.
Tek parti rejimi.
Askerî diktatörlük.
Geçici hükûmet. Vs vs. İç yönetim sistemi.
Onu anlatacaktın.
O kadar çok lafa karıştın ki, ne söyleyeceğimi, ne yazacağımı unuttum. Zaten Atatürk’ün kurduğu cumhuriyetin yerinde yeller esiyor. Ne laik demokrasi kaldı ne de kuvvetler ayrılığına dayalı parlamenter sistem. Yukarıda altını çizdiğin rejimlerle de örtüşmeyen bir garabeti yaşıyor ülke.
Tıpkı, Ahmet Refik Altınay’ın Osmanlı dönemine ait; kadınlar saltanatı döneminde yaşananları yazdığı roman gibi. Tarih tekerrür mü etti ne?
Ne olmuştu o zaman?
Afyonkarahisar’da Haydaroğlu, Konya civarlarında Katırcıoğlu, Halep taraflarında İbşir Paşa ve Seydi Ahmet Paşa’nın Anadolu’yu ateş vermişti.
Kim diyor?
Kim diyecek?
Okumazsan, böyle abuk sabuk sorular sorar, hazır cevap ararsın. Saray Ağalarının zulmünü, merak ediyor öğrenmek istiyorsan Kadınlar saltanatını okumalısın.
Okumadığımı kim söyledi.
Ezbere biliyorum.
Biliyorsun da benim zamanımı niye çaldın?
Günümüzde olup bitenlere Fransız kalanlara birlikte bir mesaj gönderelim istedim. İyi etmiş miyim? Ben bu yaptıklarının hesabını sana sorarım.
…/…
REJİM