Annesi ve babası birlikte olan insanların şanslılığını düşündüğüm bir gecenin sabaha doğru olan saatlerinde yazılan bir yazı bu.Anne ve Baba kelime olarak bile ayrı yazılmaması gereken anlamlar değil mi sizcede? Araya ne bir boşluğun ne bir harfin nede bir kelimenin girmemesi gereken iki kavram.Ama o araya hiç beklenmedik bir anda girer bu saydıklarım.Hemde öyle bir girer ki kim olduğunuzu unutursunuz biranda.Bu sen misin,sen kimsin,senden başka kimler var? Aklı kurcalar yüzlerce hatta binlerce soru. Bir anda annenin evi ve babanın evi denilen farklı binalara çıkan yolların arasında bulursunuz kendinizi.Bir yere aitte hissedemezsiniz o yollarda sürüklenir durursunuz senelerce…Hele bir de kardeşiniz varsa yol arkadaşıda bulmuş olursunuz kendinize.Hem aynı acıyı paylaşabildiğiniz hem yolda konuşabildiğiniz.Annenizle kalıyorsanız ve bazen babanıza gidiyorsanız babanızı hep düşünürsünüz.Üzülürsünüz,yalnız şuan dersiniz içten içe. eşke adlı dünyanın en saçma kelimesi oturur boğazınıza bir anda ne yutkunabilirsiniz nede o kendi kendisine süzülür gider oradan.Bir yandan başka şehirde okumaya bir yandan aklınızda binlerce düşünceyle yaşamaya hatta nefes almaya çalışırsınız.”Yanlarında değilim acaba nasıllar,babam gerçekten telefonda konuştuğu gibi iyi mi,annem ne alemde ?”Genelde sesleri neşeli tonlarda gelir ama çağımızın mesleği değil mi rol yapmak?Ne kadar sevilirseniz sevilin anne baba ayrı oldu mu işler dönüp dolaşıp oraya geliyor.Düşünün bir kalbi ortadan ikiye böldüğünüzü…Sevinçleriniz,heyecanlarınız hatta üzüntüleriniz bile bölünüyor.Ne orada ne burada barınabiliyorsunuz.Aslında artık önemi yok nasılsa ben büyüdüm koskoca yirmi yaşındayım.Sizde pek önemsemeyin.Bu sadece koskocaman olmuş bir kızın içinde doldurup parmaklarından taşırdıkları. He bunu ailenizin kıymetini bilin diye yazdığımı sanıyorsanız lütfen ayağınızı kaldırın! Tam üstüne bastınız.