Kayıt Ol
Eki 14, 2018
334 Views
0 0

Sarhoş Bir Adam

Written by

Adam rakı şişesinin dibini görmüştü, boş kadeh masanın üstündeydi. Etrafta ağır bir kül kokusu vardı. Başı dönüyordu, biraz sarhoştu galiba. Sigarayı yakmış öylece dumanını izliyordu.. Televizyonda Pink Floyd – The Great Gig In The Sky çalıyordu. Vokalistin sesi onu almış, anılarında taa üniversite yıllarında bir bekar evine götürmüştü. Ardından gözlerini kapadı, derin bir nefes çekti içine, o günü hayal etti,..Ve gözlerini açtı.. ” Nasıl yani ? ” dedi. Gördükleri karşısında hayretler içerisindeydi. Evet şimdi gerçekten o evdeydi, yine sigarası elinde, arkadaşı Taner’le oturmuş birer duble viski içiyorlardı. Taner karşısındaydı, 15 senedir sesini bile duymadığı Taner! Arka plandaysa yine aynı Pink Floyd şarkısı çalıyordu. Bir an irkildi, ” Noluyor lan ? ” dedi seslice. Taner de ” Ne noluyor kardeş, hayırdır yüzün sararmış iyi misin ? ” diye karşılık verdi. Kalbi bir anda hızlı hızlı atmaya başlamıştı, elleri titriyordu. Hiçbirşey demeden hemen salondaki boy aynasının karşısına koştu. ” Lan salondaki aynayı ben nerden hatırlıyorum ” diye düşündü. Şaşkınlığı daha da artmıştı. Az önce kendi evinde oturan adam şu anda yıllar geriye gitmişti. Uzun saçları yoktu, aynı üniversitedeki gibi dazlaktı. Giysileri farklıydı. ” Aman tanrım, bu ne şimdi böyle..” diye söylendi seslice. Taner hemen yanına geldi, ” hacı iyi misin sen, içkiyi fazla kaçırdın diyecem ama daha yeni başladık. Yoksa ot falan mı içtin ? ” dedi. Taner olan biteni anlamaya çalışırken adam tekrardan müziğin geldiği odaya geçti. Kül tablasında sönük izmaritlere baktı. ” Taner ben bu sigarayı mı içiyorum ? ” diye sordu. ” Valla onu bunu bilmem ama normalde bunu içiyorsun da şimdi sen başka birşey içtin herhalde, bir garip görünüyorsun çünkü !! ” diye cevap verdi. Olan biteni anlamaya çalışıyordu, nasıl olmuştu bu ? Halbuki anıları aklındaydı hala; tarihler, acılar, bakışlar, akan gözyaşları.. Bir sürü şey vardı kafasında, başı dönüyordu. ” Bugünün tarihi nedir Taner ? ” dedi. Taner de ” Kardeşim sen iyi değilsin gerçekten, lan daha iki saat önce diksiyon sınavından çıktık. Alooo kendine gel kendine !! ” diye söylendi. Adam tekrardan Taner’e tarihi sordu. Aldığı cevapsa onu korkuttu. ” Ya abicim amma taktın tarihe, al bugün 18 Nisan 2003. ” Gözleri fal taşı gibi açıldı adamın, tam 15 yıl geriye gitmişti, bir an heyecandan mı korkudan mı bilemediği bir duyguyla karışık bacaklarının gücü kesildi, nabzı yükseldi ve koltuğa yığıldı. Taner hemen mutfağa koştu bir şişe su alıp adamın yüzüne bocaladı hepsini. Bir yandan da ” Alooo iyi misin lan, neyin var senin ” diye söyleniyordu. O an kulağında bir uğultu duymaya başladı ve gözünün önünden milisaniyeler içinde yaşadığı hayat film şeridi gibi geçti. İlk gördüğüyse kızıydı. Şu anki zaman diliminde olmayan kızı. Yavaş yavaş kendine geldi ve herşey hızlıdan yavaşa doğru berraklaşmaya başladı. Beyni yanacak gibi hissediyordu ama acayip de heyecanlıydı. Bir mucizeydi bu, evet gerçekten bir mucize. İkinci bir şans. Yapmış olduğu bütün herşeyi telafi etmek için ikinci bir şans. Peki ama nedendi, bunu pek sorgulayacak durumda değildi aslında. ” Tamam iyiyim ben, eve gitmem lazım ” dedi Taner’e. Hızlıca kapıya yöneldi, Taner ona dikkatli gitmesini eğer yolda iyi hissetmezse kendisini aramasını söyledi. ” Tamam ” deyip hızlıca çıktı evden. Kısa adımlarla ve bir o kadar uzun düşüncelerle dolu bir şekilde eve yürüdü. Kızı vardı aklında, şu anda var olmayan kızı. Ve onun annesini bulmak için beklemesi gereken tam 8 yıl. Ayrıca yaptığı hataların, yaşadığı acıların olacağı 10 yıl. Hepsini düşündü yürürken. ” Eğer bu bir rüya değilse tanrım, bundan sonra senin gerçekten kulunum. Bana aynı hataları yapmama gücü ve kızıma kavuşmayı nasib et ” diye dua etti. Evinin bulunduğu sokağa girdiğinde, evinin yanında birisi bekliyordu. ” Hacı gel takılalım bende güzel şeyler var ” dedi. Kim olduğunu biliyordu bu şahsın, hızlıca yanına gelerek okkalı bir yumruk patlattı yüzüne ve ” Eğer bir daha bana selam bile verirsen seni sigaranın içine sarar duman diye içerim ” dedi. Arkasını döndü, evin merdivenlerinden hızlıca çıkarak kapıyı açtı. Öldüğünü hatırladığı annesi ve babası ellerinde çekirdek, dizi izliyorlardı. Bir an duraksadı, kalbinden boğazına çıkan bir sızı hissetti. Gitti ikisinin de ellerini öptü, ” İkinizden de özür dilerim, bir daha sizi hiç üzmeyeceğim ” dedi. Babası ” sen yine mi içtin ” diye söylendi. ” Evet baba biraz sarhoşum gidip yatacağım. Ama söz bundan sonra bir daha kötü hiçbirşeyi ağzıma bulamayacağım. Söz veriyorum gerçekten söz.” dedi. Babası annesine anlamsız bir şeklide bakarken adam odasına girdi. Yatağına uzandı ve ağlamaya başladı. İlk defa uzun zamandır hüzünden değil de sevinçten ağlıyordu. Olan biteni idrak etmek istemiyordu, sadece yeniden yaşamak, istediği ve yapamadığı herşeyi yapmak istiyordu. ” Eğer tanrım bu bir rüya değilse ve ben sabah uyandığımda aynı zamandaysam… Annem babam yaşıyorsa, yarın Taner evdeyse.. Tanrım sana binlerce kez şükürler olsun.. Beni duyduğunu biliyordum..” dedi ve gözlerini kapattı… Sabah oldu ve adam uyandı. Başı felaket ağrıyordu, masadaki devrilmiş boş rakı şişesini gördü. Pakette kalan son sigarasını yaktı ve derin bir nefes çekti içine. Hala daha sarhoştu…

Huseyin Can

Kafasına göre takılan biri...
Huseyin Can

Latest posts by Huseyin Can (see all)

Article Categories:
Deneme

Leave a Comment

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.