Katliam dolu gecelere uyanıyorum yine. Katilimi arıyorum; maktülü olduğum cinayetimin. Kendi kendimle savaşıyorum; kazananla kaybeden arasında dolanıp duruyorum. Anlam veremediğim anlamsızlıklar çöktü göz altlarıma. Bir sis gibi birikti morluklarım; önümü göremiyorum.
Sırra kadem basmış gecelerde ayinler düzenliyorum. Esrarlı gökyüzünde ruhumu azad eden katilimin izlerini… Bu hayatta ölen olmak mı, yoksa katil olmak mı daha zor düşünüp duruyorum. En kötüsünü ararken bir bedende iki kişi oluyorum. Yaşanmışlıklara yağlı urganı geçirip; geçmişimi çekiyorum altından. İntihar sıfatı veriyorum her birine. Hunharca cinayetimi izliyorum. İçinde sana dair hiçbir ‘an’ı kalmasın diye. Sonra enkazın altında can çekişiyorum.
Sorgusuz sualsiz kabul ediyorum seni düşlerime. Mülteci duygularla akın ediyorum gözlerim hayaline. Bir yağmur olup ilişiyorum dudaklarına ve sen en keskin harflerinle; cinayetime şahit tutuyorsun.
Gözlerinin görgü tanığı olarak sorguluyorum kendimi. İntiharımın sebebini anlatıyorum vicdanıma. Gözlerinin karşı konulmazlığında bastırıyorum zihnimi. Ve ölümü şahit tuttuğum gecelerde dinlendiriyorum kendimi. Kalkıp şahit tutuyorum kalemimi kağıdıma. Kendi cinayetimdeki payını yazıyorum son demlerimde.
Çırpınışımın fütursuzluğunda yokluyorum gölgeni. Olduğu gibi duruyor öylece karşımda. Yokluğunda var olanın; varlığında delil bulmak zor oluyor kendimde.
Sadece bir damla seçiyorum yanaklarımdan ve müsait bir satırda ineceğim göz kapaklarından…