Seninle bir gece Kız Kulesine karşı üşümüştük. 
Karşında hiç bilmediğin bir deniz.
Sen durup yıldızları sayıyordun.
Ben saçlarına dökülen yakamozu.
Gece tüm heybetiyle üzerimize gelirken,
Ayak bileklerine kadar inen paltonla geceye yürüyordun.
O an o kadar korkusuzdun ki,
Bir kadın ne kadar korkusuzsa,
O kadar korkusuzdun işte.
Mesela rüzgarın saçlarını dağıtmasına mani olabiliyordun.
Mesela Galata’ya kadar gülümseyebiliyordun.
Seninle bir gece Beyoğluna karşı yürümüştük.
Karşında hiç bilmediğin bir kalabalık.
Sen durup insanları sayıyordun.
Ben ayaklarına dökülen cenneti…
Gece tüm heybetiyle üzerimize gelirken,
Yine o koca düğmeli paltonla geceye yürüyordun.
O an o kadar mutluydun ki,
Bir kadın ne kadar mutluysa,
O kadar mutluydun işte.
Mesela geçtiğimiz tüm ara sokakları aydınlatabiliyordun.
Mesela arsızca göz kapaklarımdan öpebiliyordun o ara sokaklarda.
Seninle bir gece Rıhtım’da gülüşmüştük.
Karşında hiç bilmediğin bir deniz daha.
Sen kalan günlerini sayıyordun.
Ben parmak uçlarında atan nabzını.
Seninle bir gece bir otobüs terminalinde vedalaşmıştık.
Karşında hiç bilmediğin bir yol.
Sen gitmek istemiyordun bu kentten.
Bir kadın ne kadar istemiyorsa,
O kadar gitmek istemiyordun işte.
Seninle bir gece,
Seninle bir ömür diyordun.
Seninle, bir ölüm diyordun.
Dahası kendine iyi bak diyordun.
Seninle bir gece…