Nis 21, 2014
1555 Views
0 0

Sensizlik

Written by

52afa0be369838bc02000010       Bazı insanlar kırk yılda bir gibidir, derler. Yeni bir sen bulmak için kırk yıl beklemek mi lazım? Ahh , hayır sanmıyorum. Allah bir kere veriyor sen gibisini. Bir kere yaratıyor, bir kere yaşatıyor. Gönlümün kalemi varmıyor “Bir kere alıyor.” yazmaya. Bir kere alıyorsa bendeki bu eksikliklerin adı ne? Sensizlik sahip olduğum eşyamın noksanlığıyla kıyaslanamaz. Sensizlik bir uzvumu kaybetmekten öte. Sensizlik düşünme yetisinin kaybı ve ifadesizlik. Sensizlik, zamanın bendeki her şeyi yerle yeksan etmesi. Sensizlik… Ahh bu sensizlik… Senden sonra lügatimdeki tüm kelimeleri bire indirgeyip, sadece bir ahh bilmek…Sensizlik…Hani bazı şeylerin tarifi yapılamaz. İşte sensizlik de öyle bir şey. Şu aciz aklım ve zayıf yüreğim nasıl da çaresiz kaldı sensizliği tarife, bir bak! Hep böyle çaresiz mi kalırım dersin? Her şeyde ve her yerde böyle aciz mi olurum? Seni arar mıyım varlığın her zerresinde? Var mıdır her bir zerrede hatıran? İçimin içini bilen Rabbim, şu hâlime bir derman yollar mı acaba?

       Başım hâlâ okşanası. Okşayan yok. Kulak kesildim cümle seslere. İçinde senin sesin neden yok? Hani nerede o heybetli duruşun? Bu gözler nicedir yolunu bekler. Dönmez misin, dönemez misin geri? Ya ellerim? Benden beter yetimler şimdi. Tutan yok ellerimi, görüyor musun? Kaç gece sessizce hıçkırıklara boğuldum da ağlamaktan, kaç kere ısırdım parmaklarımı bilir misin? Alnımda öptüğün yer sıcacık. Ve dudaklarım o güzel yüzünü ve mübarek ellerini öpmekten uzak, adını ve hatıranı sayıklamakta her gün.

Mutluluk eski ve siyah beyaz bir fotoğraf gibi . Eski bir çeyiz sandığına, küf kokan çeyizlikler arasına kaldırılmış. Hatırası bile yabancı artık. Farklı ama yine siyah beyaz fotoğraflar almış ömür duvarımda mutluluğun yerini. Acı, hüzün, yalnızlık, sensizlik… Hepsi siyah beyaz fakat yepyeni. En ufak bir mazi yok üzerilerinde. Yeni fotoğraflar da ekleyeceğim duvarıma vakti gelince, hayat incitince beni. Keşke mutluluğa ait bir şeyler kalsaydı içimde, diyorum. Birkaç hatıra, bir iki söz. Ama bir tufan gibiydi gidişin. Beni benden aldı, unuttum, kalmadı bir şey geriye.

İşte önümde demli bir çay. İçim gibi kopkoyu. Severek içerdik seninle böylesini, iyi bilirsin. Bir bardak, bir bardak, bir bardak daha… Şimdilerde içemiyorum pek. Çaya da sensizlik katmışlar. Sevdiğim yemeklerden tatmak istiyorum. Onlar da sensizlik kokuyor, yiyemiyorum. Kitaplar da değişmiş. Hepsi sensizlik yazılı. Gazeteler sensizlik haberleriyle dolu. Hayatın tadı kaçtı, sen benden gittin gideli.

Bir tiyatro oyununda, yalancıyı oynamak gibi bir şey şu içinde bulunduğum durum. Gülmenin ardına saklanmış içimin kan ağlayışları. Kalabalıklar içinde yalnızlığı yaşıyorum. Yaşayan bir ölü gibiyim işte. Sigaraya başlayayım diyorum, onun dumanına da sensizliği sarmışlar. Ondan da vazgeçiyorum.

Dedim ya, sensizlik bende ifadesizlik… Zaman tükeniyor, takatim kalmıyor, hiçbir cümle şu hâli anlatmaya yetmiyor.

Babama…

Article Categories:
Deneme

Leave a Comment

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.