Kayıt Ol
Tem 23, 2014
1400 Views
0 0

Severken

Written by

Saatler durmayı unutmuştu ben seni severken. Keyfi kaçmamıştı henüz gökyüzünün, ay yıldızlarla konuşmaktan vazgeçmemişti. Sevmek dolu haneme gülücükler yerleştiren en güzel gerçekti seni sevmek. Bahar dallarından güzel duygular çaldım sanırdım, aslında her şeyde ve her yerde senin güzelliğin vardı. Sevmek çirkin yapmıyordu insanı, sevmek aksine güzelleştiriyordu. Aynalarla barışıyordun. Bir şarkı söylese hayat, iç sesinin sesini kısıyordun.
Zamanın kahkahası da boldu sen beni severken. Sevmek, eylemlerin en ateşli olanıydı. Bu yüzden yanardı sevenler. Aşkın ateşinde yanıklarına merhem sürmek için bu yüzden yanlış yerlerde, yanlış insanlarda yara bandına sarılırdı sevmeyi bilmeyenler.
“Git, günahını çıkar üstünden” Sevmek, bütünüyle sevaplarını dökmektir aşka. Bütün yollar birleşse bile bizi ayırmak için, bir düzlemde yine harflerim dökülür üstüne, severiz belki yeniden.
Susmaya inat boşluklar oluşturuyorum, hepsi zincirleme. Sana doluyor zamanımın beklentili sebepleri. Sana doğuyor güneşin kızı; umut ışığım yani…
Biz, hep güneşin kendisi umut sanırdık. Güneşin kızıymış, bilemedik. Belki de bu yüzden çağrılarımız hep güneşe dairdi. Bulutlu günlerde, bulutlu nefretlerimizde o gelsin isterdik. Kızını çağırıp birbirimize umut olsaydık belki de her şey bizim içindi…
Yasemin’in kahkahasını duyduğumuzdan beri güllerin dikenlerini de önemsemez olduk. “Seviyor, sevmiyor”lara âşık muhteşem bir ikiliydik.
Televizyondaki kanallar seni gösterirdi hep, ben seni severken. Ana Haber Bülteninde sesin yankılanırdı, zincirleme kazadan bahsederdin, içimde yaşayan her şey onca ölüyle birlikte gömülür sanırdım. Eğlence programında esprilerin havada uçuşurdu ve ben yine gözlerine müebbet yiyen seri bir katilin en ezberlenmiş gerçeğinde volta atardım. Sonra en sevdiğim dizinin final bölümünde vurulurdun, kalbimden vurulurdum. Ateş alırdı dev ekran televizyonum, dudağım uçuklar, kanım çekilir, gözyaşlarım kirpiklerime saniyeler içerisinde söven olurdu.
Okuduğum kitaplarda da az buçuk sen yaşardın ben seni hep çok severken. Paragrafını yitirmiş kavgalarımız olurdu beni yaraladığın anlarda. Kitabın 89. Sayfasını atlayıp, 90. Sayfasına geldiğimde sevgilinin yitip gitmişliğini okudum sanırdım. Aklım oyun oynardı hep bana, ben seni çok sevmeyi senden öğrenirken. Yastığım, onu gözyaşlarımla yıkadığımda temizlediği için teşekkür eder, kirpiğim üstüne düşünce bunu şemsiye sanır, kendini kollamayı da bilirdi. Hiçbir zaman mantıklı olamazdım ben seni senden alıp, kalbime sığdırırken.
Sen de severdin “Hanimiş benim aşk böceğim?” dediğinde bütün aşk böcekleri saygı duruşunda dururdu.
Yollar bizi ayırmaz. Git, uyuşuk yalnızlığını çıkar üstünden. Sorgusuz bir yağış aldım hasretinle, senin yalnızlığın benim yalnızlığım demektir, ıslandım hemen. Çıkar üstündeki bunca yalnızlığı, sana sarılırken başka bir yalnızlığı koklamak istemem ben. Burnuma toprak kokusu gelir, bizce öldüğümüzü hatırlar, sevmeler denizinde boğulduğumuzu herkese haykırırım.
Sen de severdin beni rüzgâr gülü! Bana esmenden belliydi, başımda da aklını yitirmiş bir kavak yeli.
Yellerimde adın yazardı, soyadını hiç bilmedim. “Evet” deseydi hasret, koparmaktan caysaydı bizi bizden, ben de “Evet” diyecektim soyadının soyadım olması için.
Beni soyadına gömer misin sevgilim? Şöyle afili olsun. Bu kadar güzel mi olur bir soyadına gömülmek desinler.
Saatler çalışıyor şimdi, biz bize meydan okurken. Mavi boncuk astım boynuna, mavi sevmelerimizi hatırlatsın sana.
Adına kazınabilir miyim sevgilim? Zannımca kalbimdeki yağmurdan bir damla düştü yeryüzüne, bir kalp ağlarsa gökyüzüne sıra gelir mi? Haydi, ağla sen de…

Dilâra AKSOY

modastars_1339852230127

Dilara Aksoy

Latest posts by Dilara Aksoy (see all)

Article Tags:
· ·
Article Categories:
Deneme

Leave a Comment

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.