Sevgiye ikindi, aşka çok geç kaldım. Yassı kirpiklerinin nedametiyle bir şirin sihir olduğu rüzgar yokluğunda kendimi yaşamak diye sana uçurdum. Biliyor musun hiç olmayınca hep olduğunu?
Umuda dönüşür mü bir istasyonda binilen hasretin bitik kavrukluğu?
Aşka yol, sevgiye zor oldum. Şiir düştü saçlarından ve öksürdüm adını daha çok haykırabilmek için; influenzalardan basit bir sen gribine yakalandım ve hapşırdım ayrılığa; gündüzlerin gecelere kirpik, kirpiklerin gecelere köprü olduğu rimel savaşlarında ağlamaklı aşkımın doğum gününde mum ışığında şerefli bir pasta olmayı tercih etti özlemlerim; sana doğarken kendimde dilimlendim.
Aşka bir vakit, sevgiye yok vakit kaldım. Bir bana kaldım, bir sana fazlaca kan tükürdü sarmaş dolaşlıklarım; elimi sırtına sardım sandım, doladım beline ve saçının kokusunda barbar baharların gizemini unuttum. Güneşe günaydınlarla ve sana selamlarla bin mektuplar savurdukça savuruyor etekleriyle haşmetli nefret kalemim; bunu istemezdim unuturken bende beni.
Dilara AKSOY