Kayıt Ol
May 14, 2019
129 Views
1 0

Socrates(İÖ: 469-399)

Written by

Antik Yunan felsefesinin kurucularından olan Stoacı filozof Sokrates kendi el yazısı ile arkasında hiçbir şey bırakmadan kendi elleriyle sonuna giden (ki fikirlerinin insanları zehirlemesi korkusu ile idama mahkum edilmiştir) yolu yine kendisi çizmiştir. Onun en büyük amacı, inanılmış olan bir fikrin doğru sorular sorulduğun da hala eskisi gibi inanılmaya devam edilip edilmediği üzerineydi. Bu uğurda sabit bir fikrin ne kadar esneyebildiğini hatta değişebileceğini öğrencisi olan Platon’un onun fikirlerini kitaplaştırdığı eserlerde de sık sık görürüz. Yapmış olduğu konuşmaların bir kısmını o dönemin en önemli yerlerinden biri olan Delphi tapınağında, büyük bir kısmını da Atinadaki Agora da insanlarla iç içeyken yaptığını ve bu diyalogları gerçekleştirilirken kendini bir at sineğine benzettiğini de bilmekteyiz.

Tıpkı bir at sineği gibi “tatsız bir biçimde ısıran ama zarar vermeyen bir sinek” Sokrates’in öğretileri birçok konu hakkında olabilirdi; ahlak, politika, retorik, inanç… Ancak şunu da bilmekte yarar vardır diye düşünüyorum, Onun anlattıkları kendi bildikleri ya da deneyimlediklerinden daha çok başkalarının neye inandığı üzerine şekilleniyordu. Zira Sokrates geçmiş köhne ve batıl geleneklerle ziyadesiyle savaş halindeydi. En büyük savaşı da günümüzde de sık sık kullandığımız “Kendini bil(mek) ” üzerineydi. “Sorgulanmayan bir hayat yaşanmaya değer değildir…” “İlâhi bir delilik sıradan insani bir anlayıştan daha mükemmeldir” diyerek seçimini yapmış ve İÖ:399 yılında devletin resmi tanrılarını yok saydığı ve gençleri yoldan saptırdığı gerekçesiyle mahkum edilip yine aynı yıl idam edilmiştir. Sokrates’in son sözleri de diğerleri gibi ders niteliğindedir. Gardiyanın getirdiği zehiri içip yatağına uzanırken dostlarına döner ve; ”Artık gitmemizin zamanı geldi, ben ölmek için, sizlerse yaşamak için. Ancak aramızdan kimin daha iyi yola saptığını Tanrı’dan başkası bilemez. Sokrates’in gücü bilinçli bir kendine güvenden ve bu güven içerisinde hiçbir şey bilmemesinden geliyordu. İste şu değerli cümle de onu tanımak isteyenler için bir başlangıç niteliğindeydi. “Bildiğim bir şey varsa o da hiçbir şey bilmediğimdir.”

Ertan Yavuz

icaforiz_

Latest posts by ertnyvz (see all)

Article Categories:
Edebiyata Dair

Leave a Comment

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.