Erken denmeyecek bir saatte kalkmıştım.Günlük ihtiyaçlarımı karşılayıp ekmek ve gazete almak için evden çıkmıştım.Her sabah ki gibi Tahsin Amca ve eşi Nazife Teyze dükkanlarının önünde oturmuş insanları izliyordu .Onlara kısa bir selam verip her zamanki neşe dolu sesleri ile bana ” Günaydın ” demelerini bekledim. İkisi de aynı anda Günaydın dedi ve bende gülümseyerek yoluma devam ettim. Marketin önünde durup gazetelerden birini alıp koltuğumun altına sıkıştırdım.Ardından hızla ekmeğimi alıp sıraya girdim .Daha önce pek rastlamadığım bir kadın elindeki tam parayı bizim Sadettin Amca’ya uzattı.Belli ki Sadettin Amca o tam parayı 1 ekmek için bozmayacaktı .Kadının yanına geçip elimdeki bozuk paraları uzattım.Sadettin Amca gülümseyerek ” Günaydın ” dedi.Bende ona karşılık verip bayanın ekmeğinin benden olduğunu söyleyip hızla marketten çıktım.
Ama keşke erkenden çıkmasaydım diye düşünüyorum . Bir kaç dakika daha kalıp , onunla muhabbet edebilseydim . Muhabbet mi ? Ona ne diyecektim ki ? Ne diyebilirdim ? Beynimi alt üst eden kadını düşünmekten kendimi bir türlü alamaz oldum .Sarı saçlarını ve buğday tenini anımsıyorum .Bir de o …muhteşem vanilyalı şeker kokusunu .Beni saniyeler içinde büyüleyen o kadını bir daha görmek istiyordum.Eve girer girmez ekmekle , gazeteyi bir kenara bırakıp elime bir kağıt ile bir kalem aldım . Yarın onu gördüğümde eline bir mektup tutuşturup konuşamadığım her şeyi yazacaktım.Belki de bana ekmek için teşekkür ederdi .İnce mürekkepli kalemimi alıp hızla masaya oturdum .Boş kağıda kalemi değdirip yazmaya başladım.
Saatlerce yazdım yazdım , karaladım .En sonunda kağıdı beyaz zarfa koyup kenara bıraktım .Fazla zaman geçmeden kahvaltılık için aldıklarımı masaya koyup güzel bir kahvaltı yaptım .Ardından kitaplığımdan bir kitap alıp bahçemde oturdum.Kitaba uzun süre baktığım halde kafama pek bir şey girmemişti . İlk defa bir kitabı okurken kendimi vermemiştim .Bunun nedeni o kadındı .
23 Şubat 2000
Dünden daha erken kalmıştım .Üzerime en güzel kıyafetlerimi giyip markete doğru yol aldım.Kabanımın iç cebine koyduğum mektubun kalbimin üzerinde kımıldadığını hissediyordum . Marketin önünde durduğumda Sadettin Amca bana gülümseyip ” Ah ! Oğlum , günaydın” dedi.Başımla selamlayıp gözlerimle dün ki o kadını aradım.Gözlerim marketin her köşesini tararken Sadettin Amca sırıtıp ” Dün para verdiğin kadına mı bakıyorsun ?” diye sorunca evet diye cevapladım.Sadettin Amca elindeki küçük kırmızı kağıdı bana uzattı ve gelen müşterinin yanına gitti. Siyah kalemle yazılmış el yazısına daha yakından baktığımda nefesim kesilmişti .
“İnceliğiniz için teşekkür ederim …”
Hazan
Adının üzerini karalamıştı . İşte o an anlamıştım .Onu bir daha görmeyecektim. Ve giderken aldığım ekmek poşetini kenara bıraktım.Sonrasında ise deniz kıyısına kadar yürüyüp bir banka oturdum . Mektubu denize doğru fırlattım ve dalgaların arasında kayboluşunu izledim. İçimdeki o suskunluğu dinlemeye başlamıştım . Dayanamayacağım dereceye geldiğimde avazım çıktığı kadar sustum . Sustum , sustum ve sustum ….