1942 yılında Ermeni bir ailenin 2.erkek çocuğu olarak Yeniköy de doğmuştur. Yorgo. Babası evi terk etmiş annesi ve ablasıyla yaşam mücadelesi vermeye çalışan bir çocuktur. Bu sebeple okula da gidememiştir. Her sabah erkenden kalkar sahile iner ve denizin üzerinde taş sektirir saatlerce, mutlu olduğu tek zaman dilimi de budur Yorgo için. Oturdukları sokakta oturan ve her sabah Yorgo ile karşılasan Sütçü Abah bey ,Yorgo ‘nun her sabah nereyi gittiğini merak etmektedir. Yorgo her sabah iki yanı çınarlar ve ıhlamur ağaçlarının keskin kokusu sarmış sokaklarında , heyecanlı heyecanlı gülerek, koşar adım her sabah ” Günaydın Abah bey ” deyip hızlıca yanından yıldırım gibi geçmektedir. Daha 9 yaşında olan Yorgo , saygısı , diksiyonu ve güzel yüzü ile hemen dikkatleri üzerinde topluyordu. Bir sabah yine erken saatlerde Abah bey sütleri arabasına dizerek yola koyulmuştur ancak Yorgo hala görünürde yoktur merak eder ve bekler sokağın ortasında. Karşıdan yüzü asık , yavaşça yürüyen, bütün gece ablasının ateşlenmesi yüzünden uyuyamayan sabaha kadar annesiyle ablasının başında duran Yorgo ablasının hastalığı yüzünden kahrolmuştur. Abah bey hemen Yorgo nun yanına gider ” ne oldu Yorgo bu ne surat ? anlat bakalım.” Yorgo ” Ablam hastalandı dün gece Abah bey ona üzüldüm ve bu yüzden canım hiç bir şey istemiyor” Abah Bey ” anladım Yorgo peki benimle gelmek ister misin belki kafan dağılır ” Yorgo ” Teşekkür ederim Abah Bey biraz gemileri izlesem daha iyi gelir iyi günler ” der ve uzaklaşır. Yorgo ‘nun annesi Sate Hanım , ablası Şuman ı hastaneye götürür. Hastanede Şuma nın hastalığının önemli olduğu ve tedavisi için ilaçlara gerek olduğunu söyler doktor. Akşam eve geldiklerinde Sate Hanım gizli gizli ağlamaktadır. Yorgo bunu görür ve hiç bir şey yapamadığından kendini suçlamaktadır . Sabah erkenden kalkıp sokağa çıkar Abah Bey i bekler. Abah bey in arabası karşıdan görüldüğünde koşarak yanına giderek ” Abah Bey acaba bir yardımcıya ihtiyacınız var mı ? ” diye sorar Abah bey gülerek ” Yorgo artık çok yaşlandım zorlanıyorum ancak sana çok para veremem” der. Yorgo” Tamam Abah bey lütfen size yardımcı olayım para kazanmam gerek” diyerek hemen arabanın ucuna geçip ittirmeye başlar. Abah bey gizemli ve zeki bir çocuk olan Yorgo’ yu keşfetmeye kararlıdır. Yorgo’ ya okumayı öğretir, paraları tanımayı öğretir, inek sağmayı ve onları beslemeyi öğretir. Yorgo artık sadece dikiş dikerek evi geçindirmeye çalışan annesine maddi de destek olmaya başlamış ablasının hastalığı için gerekli olan tedavi masraflarını halletmekte kolaylaşmıştır. Yorgo her şeyin farkında ancak kimse onun farkına vardığını bilmiyordur ve yaptığı her işi çok disiplinli bir şekilde yapmaktadır. Her şey yoluna girmiş Yorgo artık 20 li yaşlarındadır. Abah bey artık sokaklara gelmiyor Yorga kendi başına dağıtmaya başlamıştır tüm sütleri. Abah bey ailesini kaybedip İstanbul’a göçmüş tek yaşayan bir adamdır. Yorga 28 yaşlarına geldiğinde Abah Bey ölür. Yorgo için hayatının en büyük yıkımıdır bu , ustası , hocası ve baba yerine geçen adam Abah bey artık yoktur. Tüm yük Yorgo ‘nun üstündedir. Abah Beyin tüm her şeyiyle artık Yorgo ilgilenmektedir. Benim hikayem tamda bu zamanlar kesişmiştir Yorgo ile. 1993 senesinde ben daha 10 yaşındayken savaş yüzünden gelmiştik Bosna dan, İstanbul’a. Babaannem, annem, babam ve ben gelmiştik. Yeni bir şehir , yeni arkadaşlar her şey çok zordu benim için, bilirsiniz bir çocuğun bir ortamdan başka bir ortama girmesi kadar zor bir şey yoktur. her gün koşarak sokağa çıkar ağaçların aralarına girip çıkıp koşmaya devam ederdim . çocuklar sokakta top oynarken beni hiç bir zaman aralarına almaz , alsalar bile kalede top bekler uzağa giden topları alırdım ama bu bile benim için inanılmaz bir şeydi. Bir gün topa vurdum ve top yan sokağa kaçıp bir arabanın altında ezilip patladı, işte o ses benim unutamayacağım seslerden bir tanesiydi bütün çocuklar bana saldırdı ve vurmaya başladı. ileriden koşarak gelip beni herkesin arasından alıp kurtardı biri işte tam bu sırada tanıştım Sütçü Yorgo ile aldı beni kanayan burnumu sildi yüzümü yıkadı arabasındaki su şişesiyle ve oturttu kucağına ona anlattım bütün hikayemi ve yanında gelmek isteyip istemediğimi sordu ve hemen onun yanında giderek Sütçü Yorgo ‘yu tanımaya başladım. Her sabah sokağın başında Sütçü Yorgo ‘yu bekleyip koşarak yanına giderdim. Tamda 25 yaşımdayken aldım o kötü haberi Sütçü Yorgo artık o sokakta bağırarak geçmeyecek ve kimseye süt götürmeyecekti. Bir devir böylece sona ermiş artık bakkallardan aldığımız her sütte o tadı aramaya devam edecektik. Sütçü Yorgo hayatımın baş kahramanıydı tüm hayatını soluksuz yirmi kez dinlemişimdir bıkmadan. Şimdi sokakta ne zaman küçük bir çocuk görsem Sütçü Yorgo gelir aklıma. Bu dünyadan melek gibi bir Yorgo geçti…