Kayıt Ol
Mar 10, 2019
159 Views
0 0

TÜRKİYE ‘NİN VAN GOGH’U Ressam FİKRET MUALLA

Written by

Öğleden sonra gizlice düşkünler evinden kaçmış, karşı kahvede bira içmişti. Üstelik bir de sigara almıştı kahve sahibinden.

Keyfi yerine gelmişti. Kapalı odalarda oturamıyordu. Özgürlüğe düşkündü.

İstanbul burnunda tütüyordu; Moda, Kalamış, Kadıköy… Uçup gitmek istiyordu…

Uzaklaşacak parası olmadığı için, hava kararmaya yakın düşkünler evine tekrar döndü…..

Akşam yemeğinden sonra biraz televizyon izledi diğer yaşlılarla birlikte.

Sigara içmek yasaktı; gizlice sakladığı sigarayı çıkarıp içmeye başladı. İki nefes almıştı ki hastabakıcıya yakalandı. Türkçe bir küfür savurdu.

Ardından yatağına uzandı, gözlerini yumdu, uykuya daldı.

Sabah uyanmayınca, oda arkadaşları hastabakıcılara haber verdi.

Hastabakıcılar geldi. Baktılar. Nefes almıyordu.

o gece sessizce geçmişti bu dünyadan…

Annesi kız çocuk bekliyordu, adını da Mualla koyacaktı….Erkek olunca önüne Fikret eklediler, babası Tevfik Fikret hayranıydı…..

Fenerbahçe nin solaçığı Hikmet( Topuzer) dayısıydı, Fenerbahçe aşığıydı…

Çok güzel futbol oynuyordu, ayağı kırılınca bırakmak zorunda kaldı, o yüzden aksayarak yürüyordu…

Herkes ona Van Gogh yakıştırması yapıyordu, o ise belki de aynı kaderi paylaştıklarından, felçli Henri Toulouse Lautrec’e kendisini daha yakın buluyordu..

Çok sevdiği annesini, okuldan getirdiği İspanyol gribi virüsü yüzünden kaybedince ömür boyu kendisini suçlu hissetti….

Babası onu İsviçreye mühendislik okusun diye yolladı, o ise resim okumak için Berlin’e yerleşti…..Alkole orada alıştı…

Sonra Türkiyeye döndü, babasının durumu bozulmuştu, parasızlık canına tak etmişti……Ayvalık Ortaokuluna resim öğretmeni olarak atandı ama gitmedi…

Fikret mualla ile ilgili görsel sonucu

Bir meyhanede yaşadığı olay yüzünden, akıl hastanesine yatırıldı….Oda komşusu Neyzen Tevfik’ti…

Başka bir meyhanede tanışıp dost olduğu politikacı Salah Cimcoz’un kefaletiyle akıl hastanesinden çıkar ve Cimcoz’un ona bir resim atölyesi kurmasıyla rahatlar….

Üç hafta kadar Cimcoz’un kızlarına evde resim dersi verir…..

Babası ölünce, 5 bin lira mirasla yine Paris’e gider…Yıl 1939…
Bu son gidişi olur, bir daha Türkiyeye dönemez ve İstanbul’a hasret ölür….

Paris’te miras parasını çabuk tüketir…. Kimi zaman küçük bir dairede, kimi zaman pis otel odalarında ve kimi zaman kaldırımlardaki banklarda yaşar….

Karakollar, hastaneler ve tımarhaneler de cabası…

Para kazandığı günler de olur, sokaktan izmarit toplayıp içtiği zamanlar da.

Her iki durumda da içkiyi ve resmi hiç bırakmaz.

Parasızlık anlarında, geceleri duvardan söktüğü afişlerin arkasına resimler yapıp satar….

Yaşamak için resim yapmak zorundadır. Ayrıca, resim yapmak ona iyi geliyordu; sanrılarından kurtuluyordu.

Bir rivayete göre Picasso’nun, “Fikret Mualla’ya” ithaf ettiği bugün değeri milyon dolarları bulan kadın figürünü bir şişe fiyatına satmakta hiç tereddüt göstermez.

O Picasso ise kendisi de Fikret Mualla’dır….

Sefil bir şekilde yaşarken, yaptığı resimleri, bir şişe şarap fiyatına satarken, Madam Angels ve eşi ile tanışır…Kimdi bu Madam Angels ?

Madam Fernande Angles ve eşi eski milletvekili Raoul Angles, Fikret Mualla’yı yıllar önce, 1959’da Paris/Quartier Latin’deki bir kahvede tanımış, resimlerini almışlardı.

Angles çifti, Fikret Mualla’nın resimlerine tutku derecesinde bağlanmışlardı. Zamanla Fikret Mualla koleksiyonu yapmaya başladılar. Gerçi resimleri çok ucuza alıyorlardı ama ressamın başı ne zaman derde girse imdadına yetişiyorlardı.

Paris’te Fikret Mualla için sergi bile açtılar. Daha sağlıklı ortamda yaşayıp resimler yapması için daire kiraladılar.

Ama içki Fikret Mualla’yı hiç bırakmadı. Kazandığı tüm parayı sürekli içkiye yatırıyordu. Parayı elinde bir saatten fazla tutmuyordu!

Hayatının iki vazgeçilmezi vardı; içki ve resim.

1962 Eylül’ünün son gününde sarhoş bir halde Montmartre’de dolaşırken birden sokağın ortasına yığılıp kaldı; sol tarafına felç gelmişti…..

Bu olay Paris ile yollarını tamamen ayırdı. Angles çifti, Fikret Mualla’yla bir anlaşma yaptı:

Paris ona iyi gelmiyordu. Alp Dağları’nın güneyinde Akdeniz’e 80 km uzaklıktaki Reillanne Köyü’nde yaşayacaktı.

Fikret Mualla, yaşamının beş yılını geçirdiği, 600 kişilik bu köyde sürekli resim yaptı. Yaptığı resimleri Angles çiftine gönderiyor, karşılığında para alıyordu.

Köylülere göre o, “Van Gogh’un oğlu”ydu…..

Tarih 20 Temmuz 1967 idi.

Hastabakıcılar hemen koşup yönetime haber verdiler

Koruyucusu Madam Fernande Angles yolculuk yapıyordu; hastane yetkilileri ona ulaşamadı… 
Kimsesizler mezarlığına defnedilecekti ki, Reillanne Köyü’nden ziyaretine gelen Madam Viwehl Michel’i telefonla aramayı akıl ettiler….

Cenazesi son beş yılını yaşadığı Reillanne Köyü’ne getirildi.

Cenazesinde, köydeki evde yemeklerini yapan Bayan Lauthier, köydeki dostları Michel çifti, onların yardımcıları Maria ve Roger Devink ile düşkünler evi yöneticisi vardı.

Ve.

Yedi yıl sonra…

Fikret Mualla’nın vasiyeti gereği cenazesi, Türkiye’ye getirilip Karacaahmet Mezarlığı’na defnedildi.

Mezarın Türkiyeye getirilmesinde bir kişinin çok büyük çabası oldu…..

Türkiyenin resim eğitimli first lady’si , Güzel Sanatlar Akademisi Resim Bölümü mezunu,

Fikret Mualla’nın 34 resmini Türkiye’ye kazandıran, dönemin first lady’si Emel Korütürk’ün….

Salah Cimcoz’un küçük kızı Emel (Korutürk), yıllar önce kendisine resmi sevdiren öğretmenini unutmamıştı….

kaynak: Soner Yalçın yazısı ve muhtelif internet yazıları…

Genç Yazı Editörü

Keşfedilme süreçlerinde,Hikaye-Öykü,Şiir, Roman, Deneme yazan Kağıt kesikli parmakların Şans faktörüne olan ihtiyacı minimuma indiriyorokutuyoruz.
Genç Yazı Editörü
Article Categories:
Edebiyata Dair

Leave a Comment

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.