- HALİMİZİ ANLAMAK
İnsanın sürekli öğrendiği bir hayatta asla umutsuzluk yoktur. Bilumum “olamaz, yapamaz, imkansız, başaramaz” gibi olumsuz sözler de yoktur. Öğrenen insanın ilk karşılaşacağı şey “insanlık tarihi yekpare şekilde ileri gitmediği” olacaktır. İnsan okudukça varlığını idrak eder, dünyayı tanır, kendini bilir ve var olur. B’ilim sayesinde bugün günümüz dünyasını biliyorsak geçmişteki büyük insanların yaptığı büyük iler sayesindedir. Geçmişteki o insanları Chartles Bernard birer dev olarak tanımlar, çünkü onlar bize göre daha büyük işler yapmış ve yaptıkları her işi kalem ve kağıt ile günümüzü aktarmıştır. Biz ise günümüzde geçmiştekilerin eserlerine atıflar yaparak B’ilimi yani dünyayı anlamlandırıyor, insanlığı ileri taşıyoruz. Ya kitaplar olmasaydı?
İnsanlık tarihi yekpare olarak hep ileri gitmedi dedik. İleri gitmesi ise hep kitaplarla, yazıyla olagelmiştir. Lakin tarihte kitapların birer öcü-cadı gibi yakıldığı da olmuştur:
Milattan önce 212’de Çin Kralı Huong ülkedeki tüm kütüphaneleri yaktırmıştır.
9. yüzyılın başlarında Abbasiler tarafından Bağdat’ta kurulan Beyt’ül Hikmet (Türkçeye Hikmetler Evi, ya da İlim ve İrfan Yuvası olarak çevrilebilir), dönemin en önemli bilim ve kültür merkezidir. Dünyanın her yanından düşünürlerin buluştuğu bu merkezde Yunanca, Farsça, Latince ve Hintçe eserler Arapça’ya çevrilir ve bu dillerdeki eserler derinlemesine incelenir. İslam düşüncesi ve biliminin altın çağına ev sahipliği yapan merkez, Moğollar tarafından yerle bir edilmiştir.
M.S. 12 yüzyılın sonlarında İstanbul’u ele geçiren Avrupa Haçlıları, İstanbul’u yağmalarken, kitaplıkları da ateşe vermişlerdir.
Nalanda Budist Okulu Hindistan’ın kuzey doğusunda 5. yüzyılda kurulan Nalanda, bir Budist okulu olmasının yanı sıra, farklı alanlardaki düşünürlere de kapıları açık olan büyük bir kültür merkezidir. 1193 yılında Türk asıllı Bahtiyar Halaci tarafından saldırıya uğrayan merkezde tam bir vahşet yaşanır. Düşünürler diri diri yakılır, yazılı eserlerin çıkardığı duman aylarca merkezin bulunduğu vadinin üzerinde asılı kalır. Bu saldırıyla Hindistan simya, anatomi, matematik, astronomi gibi bilimlerdeki tüm kaynaklarını ve düşünürlerini kaybederek karanlık çağa girer ve Hindistan Budist kültürü neredeyse yok olur.
M.S. 15 yüzyılda zengin orta Amerika kültürünün en önemli Maya ve İnka el yazmalarını barındıran Yucatan, 1562 yılında Amerika’nın keşfinden sonra gözü dönmüş İspanyollar tarafından istila edilir. İspanyol ordusunun bağnaz rahibi Piskopos Diego de Landa, şeytanın yalanlarını içerdiğini söyleyerek tüm yazmaları yaktırır. Böylelikle binlerce yıllık Orta Amerika uygarlığından geriye pek bir şey kalmaz.
Alabama Eyalet Üniversitesi 1831 yılında kapılarını ilk öğrencilerine açan Alabama Üniversitesi kısa zamanda ülkenin en önemli öğrenim merkezi haline gelir. Amerikan İç Savaşı başladığında üniversitenin kütüphanesi ülkenin en geniş kitap koleksiyonunu barındırmaktadır. Ancak maalesef kütüphane iç savaş sırasında yanar. Kütüphaneden kurtarılabilen tek kitap, 1853 yılında İngilizce’ye çevrilmiş bir Kuran’dır.
2011 yılında Mısır’ın Bilgi Tapınağı Modern Mısır’ın en önemli arşivlerinden biri olan Mısır Enstitüsü (Nam-ı diğer Bilgi Tapınağı), Arap Baharı sırasında çıkan ayaklanmalardan birinde atılan Molotof Kokteyli ile yanar. En eskisi 15. yüzyıla ait olan eserlerin yalnızca küçük bir kısmı kurtarılır.
Öte yandan tarihte büyük insan katliamları da olagelmiştir.
1.Büyük Atılım İleri Katliamı
Great Leap Forward, Çin Komünist Partisinin (CPC) 1958 ve 1960 yıllarında tarım ve sanayi sorunları üzerinde büyük bir etki yaratması için başlattığı kampanyaydı. İleriye doğru büyük atılımın ardındaki temel amaç, sanayileşme hızını hızlandırmak ve insan gücüne büyük bir vurgu. Ancak, bu durum büyük ölçekli endüstrilerin azalması ve sonuçta tarımsal sanayilerin başarısızlığa uğraması nedeniyle devlet çapında büyük çaplı bir katliam ve katliam yaşanmasına neden oldu. Bu dönemde açlık çok yüksekti ve ölümcül bir şekilde 20-35 milyona ulaşan devlet genelinde toplu katliam ve ölümlere yol açtı.
2. Stalin Massacre
Joseph Stalin 1920’lerin ortasında Sovyetler Birliği için tüm zamanların en tehlikeli diktatörlerinden biriydi. II. Dünya Savaşı sırasında aklımıza gelen ilk görüntü Adolf Hitler’in acımasız diktatörlüğüdür. Ancak Stalin 1953’teki ölümüne kadar devletteki büyük ölümlere kapsamlı şekilde katkıda bulundu. Başarısız tarım politikaları nedeniyle Stalin, devletin her köşesini ceset ve pislikle doldurmak için yaklaşık 20-25 milyon insanı katletti. Devleti acımasızca öldürerek kölelerin tek bir varisi olarak kabul ettirebilecek kadar büyük bir kitle katliamıyla müthiş bir tarih yarattı. Stalin’in 1930’dan önce bir milyon insanını idam ettiği açıklandı.
3. Rwanda Soykırımı
Ruanda Soykırımı, tarihteki en acımasız Soykırımlardan biridir ve yaklaşık 500.000 ila 1.000.000 kişinin ölümüne sebep olan korkunç öldürmelerle karşı karşıyadır. Rwanda soykırımı Büyük Afrika Gölü çevresinde yaşayan ve ülke nüfusunun çoğunluğunu oluşturan Hutu kabilesinin üyeleri tarafından gerçekleştirildi. Kurbanlar ilk olarak çoğunluk olan Hutu kabilesi tarafından azınlık olan Tutsi kabilesinin daha aşağı/kalitesiz olduğu ortaya atıldı. Nisan 1994’te Brundi Başkanı Cyprien Ntaryamira ve Habyarimana uçaklara ateş emri verdi, bu saldırı sonucunda Hutu’ların çoğunluğu ile beraber bazı yerel topluluklar da zarar gördü. Ruanda Silahlı Kuvvetleri, haberlerin devlete yayılmasından sonra kentteki bütün yolları engellemeye karar verdi ve azınlık halkı da acımasızca katledildi.
4. Hindistan’ın Bölünüşü, 1947
Hindistan ve Pakistan arasındaki en büyük savaş 1947’de Hindu ve Müslümanlar arasında en bilinen sınır bölgesinde yaşanır. Çatışma herhangi bir devlet kuruluşu tarafından planlanmamıştı ancak bu ayrım Hindu ve Müslüman gibi çoğunluğu oluşturan topluluklar arasında büyük yıkıma yol açtı. Bu ayrışma soykırımın başlamasına yol açtı ve çatışma sonunda Hindu, Müslüman ve Sih’lilerden oluşan 200 bin ila 2 milyon arasında insan hayatını kaybetti. İngiliz Hint İmparatorluğu ile Pakistan’ın dominyon olarak kabul edilmesi konusunda anlaşıldı. Milyonlarca insan evsiz kaldı ve yeni evlerini bulmak için kilometrelerce yolu sefalet ve açlıkla kat etmeleri gerekti. Tarihte dini grupları kapsayan en kitlesel katliam olarak yer aldı.
Liste daha da uzar ama bu acı kayıplar insanlığın kara lekesi olsa da devlerin eserleri sayesinde insanlık bilimle daha da ileri gidebildi. En umutsuz, kara, kötü günlerde bile hep bir umut ışığı olageldi. Tarih bilen insanlar her zaman kara günlerin biteceğini de bilir. Bugün dünyada kötülük, umutsuzluk yayanlar kadar umut gür ve güçlü olmasa da umuda sahip olan herkes bizi devlerin o büyük işleri gibi, yazıyla bizim ileri gitmemizi sağlayacaktır. Bugün bizim en büyük yapacağımız iş tarihin bilincinde olarak b’ilimle insanlığı ileri taşımaktır.
Umutla devam edebilmek için üç bölümden oluşan bir dergide bir araya gelerek insanlarımıza umudun güzelliğini aktarmak istiyoruz. Umuda dair pembe rüyalar olmaksızın ayakları yere basan yazıları-yazarları beraber olmaya davet ediyorum. Bir araya gelip umutla bir gelecek inşa edebilmek için dergiye yazı toplamak istiyorum. Yardımcı olabilecek yazarları aktasali.58@gmail.com mailine kendini tanıtan bir yazıyla bekliyorum. Sonrasında hep beraber umut ışığı yaymak üzere bir planı gerçekleştireceğiz.