Bir çocuk başını dikenli tellere yaslamış ağlıyor. Bir adam doğuyor ellerinde. Acının kıvrımlarında dans ediyoruz. Birkaç saniye geçse yeter. Birkaç saniye, geçse biter.
Bir kadın sırtını duvara yaslamış izliyor. Bir adam doğuyor gözlerinde. Umudun kıyılarında savruluyoruz. Birkaç hece silse yeter. Birkaç hece, gitse biter.
Bana kalamamayı anlat.
Bana gidip de ardında kalacaklarla yaşamayı anlat.
Bana nefes alıyorken ölmeyi anlat.
Yürüyen bir ceset,
nereye gider,
anlat bana.
Anlattığın masalların nasıl böyle felaketlere çıktığını bilmem gerekiyor. Nasıl böyle yalanlara gebe bir mutluluk çerçevesini evime sığdırdığını bilmem gerekiyor.
Kaç gece oldu kaç sabah. Vakitler birbirine bileniyor. Hayaller çoktan kırılıp yanlış kaynadı. Yürüyemiyorum. Kamburum senden. Tıpkı sana benziyorum. Gittikçe sana benzeyen bir hayalete dönüşüyorum. Duvarlara seni anlatıyorum. Kağıtlara yazıp yazıp yakıyorum. Seni mi kendimi mi yaktığımı bir türlü ayırt edemiyorum. Tavan üzerime düşüyor her gece. Çektiğim sancı biter mi? Bu acı üflesem geçer mi?
Sokaklara çıkıp bağırmak istiyorum. Şuram, işte tam şuram acıyor diye haykırmak istiyorum. Uyansın bütün komşular, böyle ölmek istemiyorum!
Kimse yok. Kimsem yok. Bir sigara yakıyorum. Yazdığın mektup gömleğimin cebimde. Ondan yanıyor böyle sol yanım. Şakaklarım çizgilerle doldu. Sen gittin, artık savaşmıyorum. Olduğum yere yığılıp kalmak isterken, yine sana koşmakla yanılıyorum. Yanılıyorum. Başımı dikenli tellere yaslayıp ağlıyorum. Burada, tam burada, kendimi kendimden çalıyorum.
Çok uzak. Çok uzağım. Bir sigara yakıyorsun. Ellerinle göğsünü bastırıyorsun. Her an yığılıp kalacak gibisin. Yanına gelmek istiyorum, yapamam seni tanımıyorum. Ağlıyorsun. Başını omzuma koy istiyorum. Dikenli tellere sarılıyorsun. Seni izliyorum, sana yetişemiyorum. Bir şiir cinayete kurban gidiyor. Burada, tam burada, kendimi sende arıyorum.
Her yara nasıl kabuk bağlıyor anlat bana. Bir kağıdın üzerinde dönen oklardan mı zamanı yakalamam gerekiyor. Anlat bana. Üflesem de geçmiyor. Koşsam da nefesim yetmiyor. Bu çaresizliği harcat bana.
Dinlediğim masallar bileklerimden akıyor. Mutsuzluğum tüm ülkeyi yasa boğuyor.
Bayraklar yarıya indi, gidenler kalanları hiç ağlamıyor. Sustur bu sesleri. Sustur herkesi, anlat bana.
Bir hikayenin sonuna şahit yazıyorlar kadını. Adam kendini o tellere asıyor. Sorsan kimse ölmedi. Sorsan kimse bilmiyor. Acının gizli bir alfabesi var. Kadın adama aşık oluyor. Adam bunu hiç bilmeden ölüyor. Ölmüş birini mutlu edebilir misin? Hiçbir kitapta bu yazmıyor.
Bir üçgen beliriyor gökyüzünde. Kalbin üç köşesinden kırılıyor. Anlat onlara. Bin kere ölmek bir yaşamak etmiyor.