Yaşamı umursadığımız her an gözlerimizi kapattığımız anda bir süreliğine ân dan uzaklaşıyoruz. Düşünce girdabından çıkmak için geleceğin tatlı ümitlerine temas etmeye çalışırken geçmişin keşkeleri, içimizi hüzünle kaplayan sıcak fotoğraf kareleri, bitmez tükenmez nedenleri aklımıza nüfuz ediyor. Kaçmaya çalışırken zamanı kaybediyoruz. Zamanın fiziksel boyutunu anlamıyoruz fakat ruhsal darbesini sonuna kadar hissediyoruz. Biz yaşayan ölüleriz, ölülerden tek farkımız nefes alıyoruz yada kim bilir aldığımızı zannediyoruz. Ama bizi mezara sokmayan şeyi kaybetmiyoruz “Umut”.
Umut