Herkesin bir umudu vardır. Kimisinin sevdiği uzaktadır onun gelmesini umut eder, kimisi çok açtır bir lokma ekmeği umut eder, kimisi ise hayalindeki yere gitmeyi, istediği üniversiteye girmeyi umut eder. Peki, onun umudu neydi? Onun umudu eski günlere dönebilmekti. Onun umudu eskisi gibi dolu dolu yaşayabilmekti. Üzgün müydü? Hayır, asla. O sadece hastaydı.
O her gün sağlığına kavuşabilmek için çırpınan, eski yaşamına dönmeyi umut eden küçük bir kızdı. Bir yıl önce gelmişti ona bu kara haber. Ailesi, arkadaşları en çok da o parçalanmıştı. Hele ki tedavi sırasında o sırma saçlarını, küçükken şekilden şekle sokup bin bir çeşit rengârenk tokalarla topladığı saçlarını, kaybederken yaşamıştı üzüntüyü. O, lösemiydi. Ama artık üzgün değildi. Tutunmuştu hayata, yenecekti bu hastalığı. Saçlarına geri kavuşacaktı. Çünkü onun kocaman sevgisi, kocaman kalbi kadar umudu vardı. Bir yıldır tedavisi sürüyordu. Doktorların dediklerine göre durumu iyiye gidiyordu. Durumu iyiye gittikçe oda seviniyordu, enerjisine enerji katıyor, gülümsemesine gülümseme katıyordu. Dün oyuncaklarıyla oynarken bir ses duymuştu. Bir konuşma sesi. Konuşmaya kulak verdi. Annesi ile doktor konuşuyordu. “%99 oranında uyan bir ilik bulduk.” diyordu doktor. Dayanamadı, elinde ne varsa yere fırlatıp koşarak doktorun boynuna atladı, sarıldı, öptü, sevinç gözyaşları döktü. Sonunda ilik bulunmuştu. Sonunda yaşayabilecekti. Sonunda o bir senedir her saniye gerçekleşmesini beklediği umut şimdi gerçekleşecekti. Annesi ve babası aldı kızı kucaklarına, sarıldılar, öptüler, gıdıkladılar. Hemen alındı ameliyata. Zorlu, tehlikeli o birkaç saat başlamıştı. Ailesi, arkadaşları yerlerinde duramıyorlardı. Nihayet 3saat sonra doktor çıkınca herkes ona koştu. “Allah’a çok şükür, ilik tamamen uyuyor, yaşıyor ve yaşayacak.” dedi. Birkaç saat sonra o kendine geldiğinde üzerinden büyük bir yük kalktığını hissetti. Galiba bitmişti her şey, artık eskisi gibiydi diye düşündü. Sevindi, çok mutlu oldu. Oynadı, zıpladı, dans etti. Aynaya baktığında uzayacak olan o sarı saçlarını şimdiden görebiliyordu. Bu küçük bir kızın büyük umudunun hikâyesiydi. Onun dünyasını kaplayan, hayata bağlayan o büyük umudun hikâyesi…