Yüzümüze vuran ışık mı soğuk, yoksa senin bakışların mı soğutuyor ışığı. Ne kötü; gözlerin ve kelimelerin ruhun kapısı olduğunu ve gözlerini soğutan o duygunun birazdan kelimelerine de yansıyacağını bilmek. İşte aralanıyor dudakların, ışığı üşüten gözlerinin arkasından gelecek ruhumu üşütecek sözlerin.
‘Artık kalkalım ‘ diyeceksin.
Kalkıp masadan, iki yabancı gibi vedalaşacağız. Ve sırtımızı dönüp birbirimize, yürümeye başlayacağız.
Bu gidiş yeterli olacak senin için. Unutacaksın tüm o geçmişi? Yeni bir hayat kurup kendine devam edeceksin kaldığın yerden.
Gerçekten hiç sevmemiş olanlar öyle yapar çünkü.
Öyle olmayacak ama benim için. Önce hayata küseceğim sonra kendimi saklayıp herkesten, bir köşeye çekilecek ve sen gitmişte olsan hiç azalmadan yanmaya devam eden o ateşle yavaş yavaş tükeneceğim.
Sonra bende ki garipliği fark edecek arkadaşlarım, dostlarım. Nasıl içten içe yandığımı görecekler.
İçlerinden; gerçekten hiç aşık olmamış olanlar bana büyüttükleri o dostane sevgileriyle ve şüphesiz tüm iyi niyetleri ile beni teselli etmek isteyecekler.
Senin için ‘gitti’ diyecekler yanıma sokulup
‘O artık yok. Unut onu.’ Diyecekler
Ama gerçekten aşkı tanımış olanlar usulca oturup yanıma sadece derin derin susacaklar.
Çünkü onlarda biliyor olacaklar,
Unutmak gerçekten sevmemiş olanların lüksüdür sadece….