Hayatta en çok neyi sevdin diye sorarlarsa Seni diyeceğim…Bak burdayım işte o köprü…
Yaşanmışlığın acının direnişin aşkın ve hiç yaşanmayacak olanların durduğu o köprü…
Ama bir yanlışlık var burası değil herşeyin başladığı yer
Duyuyorum onu… Kalbim…
Mutlu yıllar canımı acıtan ey yüce insan
saat 00:00 Bir ömür diyerek öpücüklerini kokluyorsun şimdi O’nun Ah sevgilim…Gözlerin ne de güzeldir şimdi…
Gecenin koyu karanlığında, ayın puslu ışığı vuruyordur bira şişesinin en dibine
Ve sen bir buse konduruyorsun dudaklarınla daha gün ağarmadan kalkıp gittiğin O’na.
Bense aylarca şeker verilmek için kandırılmış bi çocuk gibiyim.Sen benim şairane sevdam…
Çok erkendi gidişin alışamadım. Öyle ya, sonsuzluk geldiğinde gitsen…Ben yine alışamazdım.
Beyazdı üzerimdeki entari. Kefene benzetti bazıları. Bense endamlı bir prensese
Ya ellerin? Onlar nasıllar? ‘O’ iyi ısıtabiliyor mu ellerini… Bedeninin her noktasını iyi
değerlendirebiliyor mu benim gibi?
…. Yine kokun geldi burnuma. Öylesine çekiyorum ki. Evet içimdesin.
Kızıyorum sana… Yine herhangi bir zamanda.
Söylesene nasıl unuttun bizi, begonvil bahçelerinde dans ettiğimizi…
Sen sağına oturttun o’nu ikimizin hayalinin… Hani seni bekleycektim o küçük kırmızı hayalimizle birlikte?
Söyledi bana bir yerlerden herhangi biri”Sana ait değil artık orası”
Yine anılar… Son kez bakıyorum… Kandırılmışlığın sahteliğin ve acının olduğu o anılara
Küçük kırmızı vosvos hikayesini bilirsiniz…
Hikayelerden hikayelere koşar… Onu kimin yürüteceğini bilir de… Sağ koltuktaki hep meçhuldür.
Seninle düşmek göklerden ah… Ne güzel hayal. Şimdi kaldır başını ve hayatına aldığın o yeni insana bir kez daha bak
Şimdi söyle benim gibi bakıyor mu gerçekten sana?
Ve işte yine oldu. Ölüm gibi bişey geldi gözlerimin içine. Ben açamadım gözlerimi özür dilerim…
Uzak diyarlardan gelen ve kötülüklerin kralı olduğunu söylüyor köylüler
Kaleyi kuşatmışsın bütün o minik köyleri yağmalayıp, kapkara begonviller serpiyormuşsun her yana.
Sonra siyah atına atlayıp pelerinin uçuşa uçuşa başka uzak diyarlara yol alıyormuşsun. Elinde
upuzun bir değnekle, yere her vurduğunda kendine hayran bırakırmışsın tüm alemi.
Mutlu dediler senin için… Bense diyorum ki prensesin öldü… Yere serpiştirdiğin begonviller yok etti prensesin tüm güzelliğini…