Kayıt Ol
Nis 18, 2017
874 Views
11 0

YARA-LAR

Written by

Yaralı insanların yaraları kapanır mı zamanla? Ya da yarası kapanmayan yaralara zaman merhem olur mu? Yarla yara arasında kaldı mı ne yapmalı insan? Yarısından mı yarasından mı vazgeçmeli? Yâre mi ağlamalı; yoksa yaralarına mı?

Adamın aklında uçuşup duran sorulardı bunlar. Gece olağan hızıyla akıp giderken, zamanın hantallaşmasının sahibiydi zihnindeki sorular. Bir nefes aldı yarılanmış sigarasından. Sevdiğinin yarasındaydı yarısı. Bir uçurumdaydı sanki. Yara düşse boğulup gidecek, yâre dokunsa yıldızlar sönecek.

Öyle demişti zaten adam, çaresizliğini tasvir etmek için. “ Hiç gelmeyecek kadar uzaktasın, uzansam tutulacak gibisin; ama prangalar var sanki kollarımda. Yıldızlar gibisin, avucumda alıp biriktireceğim, ışığını hayran hayran izlediğim. Fakat bana görünen ışıklar kaç yılın öncesi bilmeden…” Titrek parmaklarından biçare düşmüştü satır aralarına kelimeler. Parmak hesabı yapamayacak kadar uzaktı aşka; kaç aşk yılı uzakta olduğunu bilmeden anlamaya çalışıyordu kadını…

Düş olup rüyalarını süsleyenin; düştüğü yaraların izlerini taşıması… Acısının taze olduğunu sonradan anlayacaktı. Çok sürmedi zaten anlaması. Yâri yarasıyla yar açmıştı uçurumuna.

Hiç olmayacağı düşüncesiyle gözlerini dikti geceye.  Geceye benziyordu sevdiği. Genin gizi gizlediği gibi, içindekileri sarıp sarmalamıştı çünkü. Ama geçmişin acısı illa çıkmıştı bir yerden. Ne kadar gizlese de içindeki tükenmişliği anlamlandırıyordu her şeyi. Yar(a)dan anlıyordu, yârin sevgiye güven duymadığını. Aşka küsse belki barışırdı; ama güven kaybı aşıl(a)mazdı…

“ Ne sevmek istiyorum, ne de sevilmek. İkisi de bana acı veriyor… ” dediğinde adam, sevgisiyle zarar verdiğini düşünüyordu. “ İnsan sevgisiyle acı olur mu? ” diye sorguluyor; kendi acısını düşünüyordu.(Aynı durumdan geçmişti zamanında.) Düşünecek kadar bile kalmamıştı artık. Bir şairin buğulu sesinden şu mısraları anımsıyordu.Öyle bir yarasın ki bende, izin hiç geçmiyor ama sızlatmıyorsun da… Artık kimde istiyorsan onda kabuk bağla. Ona gül, ona ağla. Sen beni artık acıtmıyorsun! Bundan sonra kanatsan ne olur, ağlatsan ne olur…”

Bu mısraları defalarca yazmıştı satır aralarına. Laf olsun diye değil; gerçekten umursamıyordu artık yarasını. Yârini bulmanın, hayatına ortak olmanın derdindeydi adam artık.Yara üstüne yâr olmaz… “ diyerek uzak durduğu sevginin kollarındaydı şimdi. Çaresizlikten değil; incitmekten çekinmişti zaten en başta. Sonuçta aşkta yazdığı iki satır kadardı anladığı…

Geceye dikti gözlerini. Kalbindeki sonsuzluğun eşiydi gökyüzü. Gecede hece hece yıldızlar serpilmiş; gönül kelamına ifade olmuştu. Artık geriye sonsuzluğa iz bırakmak kalmıştı. “ Seni hep sevdim, seviyorum ve seveceğim. Sana asla zarar vermeyeceğim. Yarana yâr olacak kadar yarım oldun zamanla. Sevginin zehir değil merhem olduğunu anladığın yerde bekleyeceğim…” dedi ve gitti…

Ali ACAR

Latest posts by Ali ACAR (see all)

Article Categories:
Deneme

Leave a Comment

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.