Kitap Gönder
Mar 3, 2014
838 Views
0 0

Yaşayan Ölünün Günlük Notları

Written by

Ve o gün.
Ölümümün doğum günüydü.O sabah yalnızlıkla aynı yatakta uyandığımı fark etmem zor olmamıştı. Issızlık hakimdi evimde.Bir kaç insan sesleri duyuyordum. Kalktım yatağımdan ve koltuğuma oturup düşünmeye başlamıştım. Neler olmuştu? Neler olmaya devam ediyordu. Ve sonunda ne olacaktı?
Neler olmuştu? Birşeylerin bittiği belliydi. Tükenmişlik hat safadaydı.. Önceki geceyi hatırlamaya çalışıyordum fakat zorlanıyordum..Dayanamıyordum tahammül edemiyordum sarf ettiğim cümleleri hatırlayınca kendime.. Beynime! Taşıdığım pis kalbime tahammül edemiyordum.
İğreniyordum kalbimden’de beynimden’de.
Nasıl yapabilmiştim? Nasıl sarf edebilmiştim o cümleleri? Nasıl çıktılar dilimden..
Bilmiyorum.Olan olmuştu fakat. Yapacak hiç bir şey yoktu. Kendi idam fermanımı yazıp imzalamıştım resmen.
Ve hak etmemişti.
Ama layık görmüştüm. En azından inandırmıştım kendimi buna. Psikolojik olarak çetin savaşlara muharebelere girmiştim bir kere. Ya kazanıp çıkacaktım.Yada bununla yaşayacaktım.
Fakat bununla yaşayacak kadar güçsüz biri olmadığımı biliyordum. Hatta bir nevi gücümü ölçmeye çalışıyordum belkide bilmiyorum.Ama bi kere o yola girmiştim.
Bu sefer geri dönmek yoktu!.
Neler olmaya devam ediyordu?..
Pişmanlığım kaf dağının en tepesine konmuştu.Haklıydı. Çok pişmandım. Fakat gel gör ki o da bir işe yaramaz. Elde var sıfır… Hatta eksilere düşmüştüm.
Sigaralarım peş peşe yanmış düşüncelerimle can verdiğim sigaraları ellerimle söndürmem arasında 3 dakika bile yoktu. Ve bir kahve yaptım. Kendime.. Bari sigaram kendini yalnız hissetmesin. Öylede düşünceliydim ben….
Oturup kahvemi yudumluyordum ve analize devam ediyordum.Kahvede inanılmaz bir acılık vardı.. Ama sigaralar sanki nefes almamı kolaylaştırıyordu…
Ve dün gece yine geldi gözlerimin önüne.Konuşma bittikten sonra gidip içecek bir şeyler alıp balkona geçmiştim… Muhteşem bir dolunay vardı. Gece bütün güzelliği ile karşımdaydı..
Yaşadığım ve yaşattığım çirkin olaylara karşın hala güzel bir şeyler vardı…
Müzik açıp oturmuştum koltuğa.. Balkonumdan dünyaya bakıyordum. Öyle bir oturmuştum ki herşeyin üstüne sı*mış gibi hissediyordum. Herşeyi mahfetmiş,herşeyi b*k etmiş gibiydim.
Ki öyleydim zaten! Herşeyi b*k etmiştim.
Gece 01.00 civarıydı ve sabah ezanına kadar geçen zamanda ne yaptığımı ne dediğimi hala hatırlamıyorum.. Hocanın sesiyle kendime geldim ve kalkıp elimi yüzümü yıkamaya karar verdim.. Fakat bunu yapacak kadar güçlü olmadığımı anladım ve kalkmaya yeltendiğim gibi tekrar çöktüm… Ve gökyüzüne baktım dolunay güzelliğini yitiriyordu kayboluyordu….  Güzel olan herşeyin sonu olduğu gibi. Bu beni biraz  teselli etmişti. Çünkü anladım ki ”her güzel şeyin bir sonu var…” Güneş ile gelen çirkinliklerden nefret ediyordum.

Ellerimle yüzümü kapattım.. Görmek istemiyordum çünkü! Güzel kalmasını istiyordum! Tahammül edemiyordum artık hiç bir şeye.. Hiç bir şeye be! Kendime bile ulan.
Bu analizleri yapmaya geç başlamıştım… Düşünecek halde değildim bunları..
Önceki sabahlar kalkıp sigara almaya bakkala giderdim ve ardından kulaklığımı takıp sahile gider bir banka oturup öylece öğleye kadar hatta akşama kadar otururdum yürürdüm… Beynim bomboştu… Herşeyi unutmuş gibi hissediyordum.. Yöneltilen sorulara ” nasılsın ” lara kafamı sallayarak cevap verebiliyordum.. Anlıyordum fakat cevap veremiyordum… Çünkü hala biraz ” ben ” kalmıştı bi yerlerde… Ölmemişti.. Canlıydı.. Belkide bir işaret bir hamle bekliyordu.
Hazırdı ”ben” her şeye!
Yeterki içerden emir gelsin… Herşeyi yakıp yıkardı. Ezer geçerdi. Kimse duramazdı önümde .. Kendinden başka.
Hayatının en büyük engeli kendisiydi. Farkına hala varamamıştı.
Artık kararı vermişti. Bu işi bitirecekti. Kararlıydı. Resti çekmişti isyan edercesine.. bıkmışcasına.. Gücü kalmamışçasına… Bu kadar hırpalanmaya sessiz kalmıştı.Darbeler yemişti.. İçerden emir gelmişti. Bu iş biticekti..
Ve o sabahı. Bunları tek tek düşünecekti.Tek tek aklındakilerin ipini çekecekti.
Vede başardı. O devrimi yapmıştı! Tek adam olarak o savaştan çıkmıştı.Tek yaşayan ölü adam olarak. Duyguları kullanılamaz hale gelmişti. Çürüğe çıkmıştı resmen duyguları. Beyni çelik  gibiydi. Gözleri bakışları. Birşeyleri bitirmiş. fakat bitirirken kendisinde de birşeyler bırakmamıştı. Bunuda hesap etmişti. Hatta kalbinin onu dinlemeyip hortlayacağı zamanlarda ne yapacağını bile hesap etmişti. Kararlıydı çünkü.Hortlatmayacaktı içindeki ölüyü.
Ama bunları yaparken kendisinin de biraz öleceğini hesap etmemişti.
Neler olacaktı sonunda?…
Savaşlardan galip çıkacaktı. Ve onun yerini viran edip yeni bir yer hazırlamaya başlayacaktı.
Başladıda .. Artık sonrası mukadderat deyip bırakmadı.. Öyle bir hale geldiki herşeyin elinde olmasını istiyordu ve buna inandırmaya başlamıştı kendini… Görüşleri çok keskindi ve buralara kadar geleceğini bilmiyordu..
Yaptığı devrimde zarar görmeyen yeri kalmamıştı……. Tek ihtiyacı olan şey..
İyi bir insandı şu an için…  Neler olacak sonunda yine o karar verecekti…
Ama Kendi ipini bile çekmekten asla korkmayan bir insandı artık. Bir şeyler kalmışmıydı peki? Eksik bir şeyler… Muhakkak… Ama yapacak bir şeyde yok bedeller ödendi…
Ama bir söz vardır ya!… Devrim önce kendi evlatlarını yer…..
Aynen öyle olmuştu bir şeyler bitmişti ölmüştü….
Kalan sadece ölür bir adamdı…
Yaşayan ölüler kervanına katılan bir adam daha…

Suveyda

Süveyda...
Kalpte kalan siyah leke. Gizli günah..

-Trabzon/KTÜ

Latest posts by Suveyda (see all)

Article Categories:
Deneme

Leave a Comment

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.