Bu kaçıncı yırttığım sayfa inanın saymadım.Yazdıklarımı ya da yazacaklarımı beğenmediğim için mi yırtıyorum yoksa o beğenmez diye mi?Kim için yazıyorum
Yazmak bir mahkumun volta atmak için çıktığı avluda gökyüzüne bakıp derin bir ”Oh” çekmesi gibi rahatlatıyor ve yarınlar için umutlandırıyor.Şu ağızdan çıkmayan kelimeler kağıda öyle güzel dökülüyor ki.Kalem öyle güzel kayıyor ki kağıdın üstünde.
Yaramız var,yaralarımız var.Çevremizde zamanı yara bandı olarak bize sunan o kadar çok insan var ki.Teselli vermek bazı insanlar için çok kolay.Kurdukları birkaç kulaktan dolma kalıplaşmış bir kaç cümle.Acaba onlar inanıyor mu kendi verdikleri teselliye?Kimse kimsenin yarasına merhem olmuyor,olamıyor.Sadece ufak bir hafıza kaybı yaşatıyorlar bize.İnsanın hayata tutunması için biri veya birileri olmalı bu hayatta.Düştüğü zaman onları aklına getirip ayağa kalkması lazım.
Aşk üstüne 1001 tane afilli cümle kuruldu.1001 şeye benzetildi.Kimse anlatamadı ama sanki çok uzun bir cümleye başlamışızda sonunu getirememişiz gibi.Aşk bir şehir efsanesi miydi?
Hayatı ben şehirler arası otobüslerde yolculuk yapan insanlara benzetiyorum.Gideceği yer belli gideceği zaman belli değil.Yolda başımıza ne gelir belli değil.Aşk ise o mola verdiğimiz tesisler.Çünkü kaçıyoruz,uzaklaşıyoruz aşık olduğumuz zaman hayatın gürültüsünden.Dingin bir liman olur aşık olduğun kişinin kolları,kuş tüyünden daha yumuşak olur omuzları.Aşık olduğun kişinin gözlerine baktığın zaman anlamalısın ne söylemek istediğini.