Hep mutsuzluk peşinde insanoğlu…
Ne bir şükür sunar yaşadığı ana ne de bir hamd, varlığına.
Görgüsüz şu insanoğlu hep fazlasını ister, Rab fazlasını verir, daha fazla ister. Amelsizliklere gebe insanoğlu. Borcum bitsin yeter diye dua eder, borcu biter az da kenarda olsun ister. Biraz kenarda olsun diye de verir Allah cömerttir ama o yine ister. Yine yeni yeniden! Diline prangalar vurmuşlar sanki, şükür fukarasıdır. Sesi soluğu çıkmaz iyi gününde,ağlarken, çıkmazlardayken çıkışır ‘neden ben?’ diye. Diyorum ya nankör insanoğlu, netice de insan oğlu… Hep bir yetinmezlik var içimizde,yitirilmiş her neyimiz varsa yetinmeyi bilemedik yitirdikçe. Elde avuçta ‘hiç’dahi olsa daha çok ‘hiç’ istedik. Hep dahası var dilimizde. Daha fazla para,daha fazla huzur, daha çok sevsin, daha çok kalsın, daha fazla daha daha daha…!!! Neden? Hep olsun mu? Hep hep kalır mı? Hiç’lere şükürler sunmak kahır mı? Mutluluk daimken az olması ağır mı? Peki mutsuzluk sağır mı? Sığdıramadığımız azlıkta olan mutluluk bir gün giderse? Ya şükredemediğiniz anlara şükredercesine bakarsak? Olanla yetinemeyip yitirirsek var olanı da? Hep mutsuzluk peşinde insanoğlu… Kıyaslar durur kendini ellerle… Onun şusu var onun busu var. Bak öyle yapmış ben yapamadım. Neden ben değil de o? Neden sen SEN olduğun için yargılıyorsun kendini. Özgün olmak bir nebze de olsa özgür olmaktır. Mutlu olmaktır, umut olmaktır. Mutsuzluk hep karşılaştırmalarınızda saklıdır, örtün üzerini o saklının, siz SİZ olun, mutsuzluk yasaklı (: Mutlu olmak özgün olmakla başlar,şükürler sunmakla daim olur. Gelecek yarındır ve her yarın mutluluğa gebedir.Neden sahipsiz bırakasınız ki onları (; Mutlu ol insanoğlu!!!
| Sevtap GÜLEN |