Artık silgiye ihtiyaç duymuyorum satırlarımı yazarken. Aklımdan düşüncelerim silebiliyor muyum ki sayfamdan cümlelerimi siliyim. Her dakikamı seni düşünerek geçirdiğim gibi şuan yine seni düşünüyorum. Aslında biraz da bizi. Bir ay diyorum son bir ay. Sonra ne yapacaksın. belki kim bilir kaç yıl sonra karşılaşırız. Belki hiç karşılaşmayız. Zaten senin için fark etmez ki hatırlamayacaksın büyük ihtimalle. Ama ben o deniz gözleri bir daha unutamam ki. Nerde görsem hemen hatırlarım. Şuan saat kavramını yitirdi beynim. Gecenin kaçı olduğunu bilmiyorum ama sadece seni düşünüyorum o kadar işim arasından en önemlisi sen gibisin beynimde. Ama kendimi engelleyemiyorum. Oturup saatlerce seni düşünesim var. Ya da seni karşıma koysalar saatlerce bakarım gözlerinin derinliklerine. Bu gece rüyamda yine seni görmek isterim ama merak etmiyor da değilim acaba sende beni görüyor musun rüyanda ? Ne saçmalıyorum değil mi ? Belki tanımıyorsun bile beni ya da durduk yere aklına gelmiyorumdur. Niye gelsin ki öylesine bir insan benim aklıma geliyor mu sanki. Bunları yazmam için sanki yalnızlığımla baş başa kalmam gerek. Yine çatıda oturmuş şehrin manzarasına bakarak hem seni düşünüyorum hem bu satırları yazıyorum. Soğuk işliyor her yerime ama hissetmiyorum. Hissedecek halim de kalmadı zaten. Düşüncelerimin yorgunluğu çöktü üstüme. Adım atacak halim yok. Gözlerimi kapıyorum dinlenmek için ama beynim yapamıyor işte. Düşünmeden edemiyor seni. Yine saçların, yüzün, gözlerin beliriyor gözlerimin önünde. Her yerimi işgal etmiş gibisin sanki. Ama bundan da haberin yok. Ne düşünüyorsam, hissediyorsam içimde kalıyor sadece bide bu satırlar var tabi. Biliyorum bir işe yaramayacak bunlar ama yazmadan da edemiyorum. Büyük bir karmaşa şimdi beynimin içi. İçinde ki her şeyi sen karıştırıyorsun. Ama senin bundan da haberin yok.