Siz başkalarına karşı güzel, zeki, güçlü, çekici, becerikli, uyanık, cesur görünmek için maskelerinizin ardına gizlendiniz. Siz toz pembe baloncuğunuzun içinde yalanlarınızla yaşarken ben sırça fanusumda gerçeklerimle boğuldum. Sonsuzluk kadar yalan, nefret kadar gerçek, sevgi kadar pasif, aşk kadar güçlü, kin kadar baki, mutluluk kadar kısa hayatınızı o küçük balonun içinde meyvenin özünü değil kabuğunu severek geçirmenizi seyrettim ses geçirmez fanusumdan. Sizi duymadım, siz de benim çığlıklarımı duymadınız. Sizin gülüşlerinizi kıskanmadığım için göz yaşlarımı görmezden geldiniz. Hep haklıydınız, hep bir planınız vardı. O ince balonu özenle muhakkak tuttunuz, bense sırça fanusumu yağmaladım. Kırık camların arasında özgür olurum sandım. Ayaklarıma batacaklarını düşünemeyecek kadar körpe fikrimle terazinin iki kefesini koşut tutmak istedim. Başarısızlıklarımın da leş kargalarına malum olmasına göz yummaya razı olup başardıklarımı dünyaya haykırmak istedim. İnsanları değiştirmek, dünyayı değiştirmek, düzeni değiştirmek, alışılmışı değiştirmek ama en başta değişmek istedim. Hep istedim ama sonuçta elimdeki yine yalnızlığımdan başkası değildi. Açıkça bozguna uğradığımı fısıldarken sessizlik, sustum sadece. Hep yaptığım gibi akmayan o göz yaşında kayboldum. Tüm bu kaosun ortasında yiten sezgilerim, boşa geçen her saniye ile bir olup benliğimin üstünü örttü adeta. Kendimi tanıyamaz hale gelene kadar kimseyi karanlığıma yaklaştırmak istemedim. Bununla birlikte soğuyan kalbimi de umursamadım. Sonsuzluk kadar kısa bir zamanda mutsuzluk kadar uzun günler geçirdim. Sadece ve sadece zamanın sonunu bekledim.
1 comment
lan kanka ahanda bula bula burda bulabildim tek inşallah girip görürsün mesajımı bana ulaş benim mert https://www.facebook.com/mertcan1955