Kayıt Ol
Ağu 5, 2019
121 Views
1 0

cehalet önümüzde engel olmasın

Written by

CEHALET ÖNÜMÜZDE ENGEL OLMASIN

Öğrenerek bilgi edinme yollarımızın kapatılmasına sebep olan parazitleri yok etmenin çabasına girmek neden bizlere bu kadar zor geliyor? Duyduğumuz her bilginin doğruluğuna kendimizi o kadar kolay inandırıyoruz ki okumaya bile gerek duymuyoruz. Bir çoğumuz kitap okumayı üzerimize binen ağır bir yük olarak görmekten geri durmuyoruz. Halbuki bu düşünceyi kafamızdan atıp kitap okumayı büyük bir alışkanlık haline getirip günümüzün birkaç saatini bu güzelliğe ayırsak hayatımızın gerçeklerini o kadar çabuk öğreniriz, duyduklarımızın da boş bir safsatadan ibaret olduğunun inancına kafamızda yer ayırırız. Boş bilgilerle beynimizi doldurmak yerine okuyarak gerçek bilgiler edinip bizlerden sonrakileri de bilgilendirmenin kanaatindeyim ben. Bizim insanımızda boş düşüncelerle hareket etme isteği devam ettikçe öğrenmenin okumak sayesinde olduğu inancı hiçbir zaman gelişmeyecektir. Bunun gelişmemesinin en büyük sebebi de kuşkusuz kulaktan dolma bilgilerle hareket etmenin daha doğru olduğuna inanılmasıdır. Bahsetmekte olduğum bu bilgilendirme şeklinin doğruluğuna insanlar kendilerini o kadar kaptırıyorlar ki okuyarak araştırmalar yaparak öğrenmenin boş gereksiz bir işlev olduğu düşüncesi ile hareket edip nerede ise okumanın yok edilmesi için çabalayacaklar. İnsanlığın ilime düşman olmasında büyük uğraşlara girmekten çekinmeyecekler. Kulaktan dolma boş bilgilerin hiçbir işe yaramadığına ellerine bir kitap alarak okuyup öğrenmeleri gerektiğine insanların inandırılması için en büyük iş biz eğitimcilere düşüyor. Kuran-ı Kerim indirilirken bile ilk gelen vahiy ”Oku!” olmuştur. Okumanın önemi bu vahiyle bile kısacık anlatılabilir. Cehalete düşen kişilere okumayı yaygınlaştırmanın gayretine girelim ki öğrenmek için en önemli yolumuzun açılmasına sebep olalım, cehalet adlı parazitin yok edilmesini sağlama yolunda en önemli adımı atmış olalım. Örneğin tarihimizde geçen önemli olaylar hakkında bilgiye sahip olmanın en güzel ve en önemli yolu kitap okumaktan geçiyor. Ama sinema filmlerini izliyoruz ve izlediğimiz filmi olduğu gibi yorumlamayı daha kolay buluyoruz. Bizim çocuklarımız bu sinema filmlerini izleyip izlediğimiz filmlerdeki kahramanları taklit ederek hayatlarının en büyük yanlışını yaptığını görüyorum ben. Demem o ki boş işleri hayatımızdan çıkarıp atmazsak kulaktan dolma bilgilerle beynimizi hiçbir faydası olmayan büyük bir ağırlık taşımaya mahkum etmiş oluruz. Okuyarak araştırmalar yapmanın daha doğru olduğuna ilk önce kendimiz inanalım sonra da etrafımızdaki cehaletin esir aldığı insanları inandırmanın çabasına girelim. Boş safsataların hem kendi hayatımızdan hem de diğer insanların hayatından sökülüp atılması için kitaplarını okuduğumuz ve tavsiye ettiğimiz yazarlardan konferans vermeleri için yardım isteyelim. Ben şahsen görev yaptığım okula bir tane abimizin gelmesi için büyük çabalar göstermiştim bir yıl önce. Oda sağolsun beni kırmadı ve görev yaptığım okula gelerek çocuklarımızı bilgilendirdi. Ama bu iş sadece benim çabalarımla olacak bir şey değil. Bu çabanın başkaları tarafından da gösterilmesi gerekmektedir. Gereken çaba gösterilmediği taktirde çocuklarımızı okuyarak öğrenmeye teşvik edemeyiz ve çocuklarımızın cehaletin kucağına düşmesinde en büyük rolü bizler oynamış oluruz. Benim amacım gidilmesi lazım gelen öğrenme yollarının açılmasında büyük bir pay sahibi olmaktır. Yalnız ben bunları yapıyorum diye övünmek için değil de gerçekten öğrenmenin yollarındaki parazitlerin yok edilmesinde çocuklarımıza, büyüklerimize faydam olsun diye yapıyorum. Ben her zaman kendim için yaptıklarımdan daha fazlasını diğer insanların yararına kullanılması için yapmaktan geri durmadım. Bir de öğrenme konusunda kendi memleketimin insanından örnek vereyim: Benim doğup büyüdüğüm fakat fazla yaşamadığım köyüm adına bir dernek kuruldu. Dernek nerede ise kapatılma safhasına geldi ama kapatılmasına vatandaşlar izin vermediler. Herkes başkana bir şeyler değişsin diye tekliflerde bulundu bende bir eğitimci olarak şöyle bir istekte bulundum. ”Kardeşim bu köylünün okumaya da ihtiyacı var. Bu köye bir kütüphane açılsa olmaz mı? ” diye söyledim. Başkan bu fikrimi saygı ile karşıladı. Ama cehalet burada da yoluma çıkmakta bir an bile vakit kaybetmedi. ”Köylü okumaya vakit bulamaz. Tarladan gelecek yorgun argın iki saat uzanacak kütüphaneye ne zaman gitsin?” sözleri benim fikrimin çürütülmesinde en büyük etken oldu. Hayır kardeşim, o yorgunlukla kendilerini kahveye atmayı bilen vatandaşlar kütüphanenin yoluna neden giremiyorlar? Tam burada şu söz devreye giriyor orada yılan var kahvede yorgunluk bitiyor fakat kütüphaneye git denildiği zaman vücut kırılmaları bilmem kafa ağrıları başlıyor. Bizde bilgi edinmekten kaçmak insanların kolayına geliyor. Sağ olsun dernek başkanı köyümüzün bir kütüphane sahibi olmasını sağlayamasa da Konya’daki hemşehrilerimizin yararlanması için bir kütüphane açılmasının kararını almış. Bizim köyümüzde milattan öncenin kafası yaşanmaya devam ederse öğrenmek diye bir şey olmaz ancak kahvelerde okey masalarında kafa patlatılmaya devam edilir. Kulaktan dolma bilgilerin de kendilerini esaret altına aldığını hiçbir zaman fark edemezler. Ben her zaman okumanın taraftarı ,hem genç nesil hem de çocuklarımıza okuyarak bilgi sahibi olmalarında büyük öğütler vermenin uğraşında oldum. Ebeveynlerin de bu konuda benimle aynı fikirde olmalarını canı gönülden istiyorum. Çocuklarımızın boş bilgilerle beyinlerini çürütmelerine izin vermesinler hatta kendileri de fırsat buldukça ellerine bir kitap alıp okusunlar. Bunun için bir kütüphaneye üye olsunlar. Çevrelerinden de kitaplar edinerek zamanlarının bir kısmını okumakla geçirme zahmetinde bulunsunlar. Ben Yavuz BAHADIROĞLU’nun kitaplarını ve diğer yazarlarımızın kitapların etkilenerek okuyorum. Okuduğum kitaplardan da aldığım dersleri sizlerle genellikle paylaşıyorum. Öğrenmenin önemine değinmemdeki en önemli sebepte Yavuz BAHADIROĞLU’nun ”Hayata Dilekçe” adlı kitabından okumuş olduğum bir parçayı bitirdikten sonra etrafımda gördüklerime sanki duygularıma, düşüncelerime, tercüman misali. Benim dilim ile vurgulayarak akıcı bir şekilde anlatmasıdır. Hayatın gerçeklerinin, kulaktan dolma bilgilerle üstünün kapatılması da aşikardır. Öğrenmenin ne kadar önemli olduğunun bir başka biçimde anlatımı da şu güzel sözle yapılmaktadır. ”Bilmemek ayıp değil öğrenmemek ayıptır.” ”En büyük ayıbın” öğrenmemek olduğuna vurgu yapan bu anlamlı söz insanlara öğrenmekle kazanacağımız güzelliklerin cehaleti yok edip bitireceğine de şüphesiz inanılmasının lazım geldiği bilgisini vermemiz hayatımızda büyük bir önem arz etmektedir.

Evet değerli okurlarım sizinle kaleme aldığım bu yazımda da bir araya gelmiş bulunuyorum. Girmekte olduğumuz öğrenme yollarının kapatılmasında büyük etkilerde bulunan parazitleri yok etmenin zor olduğu düşüncesi beynimizde yer edip bizleri boş meşguliyetlere sürüklemesin. İlimin hayatımızdaki en değerli hakikatlerden birisi olduğu kanaatinden vazgeçmeyelim. Her zaman okuyarak öğrenme yolunda yürümeye devam edelim, kulaktan dolma bilgilere veda edip boş safsatalardan kafamızı kurtaralım. Okumak, çıktığımız yolda bizim pusulamız olsun.

Bizlerden sonra gelecek olan nesillere bırakacağımız en büyük miras okuyarak öğrenmek olsun. Her daim okumakla insanlar cehaletin zehrinden kurtulsun.

Hüseyin İBİŞ

Engel Sizsiniz...
Hüseyin İBİŞ

Latest posts by Hüseyin İBİŞ (see all)

Article Categories:
Deneme · Edebiyata Dair

Leave a Comment

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.