Emniyetsiz ve güvencesi olmadan tırmanır, tırmanıyor bazıları dağlarını, hayatın. Evet, tıpkı başkaları gibi ama hepsi gibi de değil; çünkü herkes aynı şartlarda tırmanmıyor, tırmanamıyor. Hem zaten her kolaylık iyi bir şey değildir neticede. Kimileri, tırmanması gereken dağın tepesine uçakla indiren ebeveynlere sahip. Kimileri de tırnaklarıyla kazıyıp çıkıyor kendi dağlarına ve bu ikisi arasında dağlar kadar fark var. İlk başlarda anlaşılmıyor belki ama zaman ilerledikçe her şey açığa çıkıyor ve o zaman ebeveynler büyüttükleri canavarı izlerken o da kendine baktıkça eksiklerinden utanıyor. Utanmak insani bir duygu; ancak o eksiklerin ebeveynleri tarafından hayatına atılan bir imza olduğunun idrakına varınca asıl mesele orada başlıyor. Mutsuz, huysuz, kolayca keyfi kaçan, kırıcı vb. kimseler çıkıyor ortaya ve onlar da topluma imzalarını atıp uzaklaşıp(YIKIP) gidiyorlar. Demek istiyorum ki; şimdi geç aynanın karşısına, bak gözlerinin içine ve kendine doğruları söyle. Kolaylıkla gelen kısa bir dönemlik huzur için iliklerine kadar işleyecek mutlulukları zayi etme. Kendi dağına tırman ve kimsenin buna engel olmasına izin verme, sen de kimseye engel olma. Eğer sen de iyiysen, bir başkası da iyiyse peki ya nerede bu kötü insanlar ? Belki de yeterince dürüst olamıyoruzdur. Kendin için olmasa bile gelecek nesil için iyi bir birey ol. Sık dişlerini ve dayan, iyi biri oldum deme ama sakın ! Sadece iyi birisi olmaya çalışıyorum de. Bırak başkası, başkaları kötüyü oynasınlar boş ver onları. Eğer sen başarırsan başkaları da sana bakıp enayi demek yerine saygı duyar ve onun bilinçaltında hayranlık uyandırırsın. Daha iyi hissedeceksin.
Dünyalar Yıkan Ebeveyn Olmama Sanatı