Kayıt Ol
Nis 26, 2019
190 Views
48 0

Lunapark karmaşası ve İnsan olmaya teğet geçişler..

Written by

Büsbütün görünebilir bir cisimken insanoğlu yine de bir çığlık koparıverir henüz başlamışken hayata “ben buradayım, dünyaya geldim ben” diye. Cisim, madde yetmez olur çoğu kez insana. İşleyen bir mekanizma, dolup taşan kimyasal etkileşimlerle ayrı bir canlılık taşır içinde insan. Bedeni kimi zaman yetişemez içinin hızına. Kimi zaman gözleriyle konuşur olmasına ve yanaklarının pembesiyle yansıttığı canlılığına karşın her zaman yetemez canlılığını bedenen yansıtmaya. İnsanın bu görünürlüğe başlangıç adımına bir açıklama getirecek olursak; sıvı bir kesede doğmayı beklerken havayla dolmamış sönük ciğerlerin havayla dolarken açılmaya ve şişmeye başlamasıyla duyduğu acıyla ağlamak diyebiliriz. Pek çok edebi tartışma konusu da çıkarabiliriz buradan. Fakat en temel olanı üzerinde duracak olursak; yaşayıp yaşamadığımız dahi ancak görünür bir tepki olan ağlama ile saptanan bir bir mesele olmuştur toplumda, sonraları ağlamayana emzik vermezler algısına değin uzanan.

Artık ağlamamaya başlayışlarımı düşününce, ben; ben ölüyordum sanırım. Görünür değildim artık. Ölmekteyken tanıdım gerçeklikleri, biraz evvelinde sevdim, aşkla dirilmeyeyazdım.
Benimki can sayılmaz mıydı?
Şimdi öylece, bir hayalet olarak da olsa yaşamayı seçmiş gibi; hayalet dünyamdaki ölü bir bedenin kayıp mezarını arıyorum, bu dünyadaki ölü ben hala yaşamakta olan kayıp bir bedeni arıyor. Arayamıyor. Buluyor. Bulamıyor.
Benim ölme sürecim de ne gariptir ki başlarda pembe yanaklı, canlı parlak gözlü heyecanlı bedenim tahtadan bir hal aldı, “ağaçların soyu”ndan değildi belki ama odunsulaştı yahut hep böyle olmaya hazırlanıyordu, sonra ise bu dönüşen tahta bedenim can bulsun diye çabalarken çürümenin lanetine tutuldum. Can bulduğumda çürümeye alışmış halde onun özlemini duyar olmuştum. Sonunda ise kavuştuğum hayalet bir beden oldu ve az da olsa duyumsayabildiğim tek merak ve his ancak çürümeye dairdi.
Kendime yalanlar söylemeseydim yaşayabilir miydim? Kendime yalanlar söylemeseydim gerçek bir insan olabilir miydim?
Geçmişin bilmecelerini çözmeden geleceğin huzuruna varılır mı, belki hayalet âlemimde durum biraz daha farklıdır? Görece hafif maddesiyle tahtadan canlı, etten beri bir bedenimsi ile daha gerçek bir yaşam yaşamak söz konusu benim için sanki. İnsan olmaya teğet geçişlerde kendimi buluyorum.
“Canlı olmak belki de budur: Ölen anların ardından koşmak.” Sonrasında yine yeniden “Önemli olan, insanların ölürken ne yaptığıdır” derken sevindiğim bir nokta var; hayaletler büyük konuşamaz, hayaletler bir daha ölemez, yaşama benzer döngüleri son bulacaksa da; son bağları, ardından koştukları ölü anlar bittiğinde bulur ve usulca silinirler.

Belki de tüm bunlar kendime söylediğim yalanların bedeli olarak bir lunapark karmaşası ve gürültüden ibaret ve bu donuk şeffaf hayaletimsi beden belki bir gün candan sayılabilecek. Fakat bir önemi yok. “Çölü güzel kılan bir yerlerde bir kuyu saklıyor olmasıdır” ve hayaletler susar.
İnsan olmaya teğet geçişlerde kendimi buluyorum.

Article Categories:
Deneme · Edebiyata Dair · Hayata Dair · Yaşam

Leave a Comment

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.