Silmeye kıyılamayan en güzel mesajlar onda saklıdır.
Akıl edebilenler kaydederler telefon görüşmelerini, tekrar tekrar hatırlamak aşkın ibadetidir.
Hatırlamakta yetmez!
Çünkü hatıralar hüzünden başka bir şey vermez çoğu zaman.
Fotoğraflara bakar, eski mesajları okursun.
Sadakat işidir bir nebze.
Aynı marka-model telefonlardan başka numaralar üzerine atılmış mesajların değeri numaranın sahibine göre değişir.
Kimisinde konuşma bitmeden silme potansiyelini gösterirken kimi saklanmalıdır bir ömür.
Eski günleri yaşatsın diye değil, hafif durulan yaralara biraz tuz eksin diye.
”Çünkü her seven biraz mazoşisttir bu hayatta.”
Acı çekmek yerine göre iki duble içkiye eş değer olabilir.
Fakat şişede durduğu kadar basit, bünyede durduğu kadar sağlam değildir yâr özlemi.
Merhem olsun diye tokuşturulan kadehler o an için yaralara en güçlü panzehir olsa da, vücuda alınan zehirdir en nihayetinde.
‘Hiç aklımdan çıkmıyorsun’ demek tarihin en büyük aşk yalanı bence.
Çünkü her zaman beynini kemirmez sancılar.
Sana misafir olduğu zamanlar bellidir.
En çok sabah gözlerini ilk açtığında ve akşam yatağa girip uyuyana kadar geçen kısa ama uzun zamanlarda gelir davetsizce.
Genç bireylerin uykusuzluk problemi ellerinden düşmeyen telefonlar değil, akıllarından çıkmayan hayaller yüzündendir çoğu zaman.
Hayaller bir imkansız kadar ütopik, gerçekler ise hayallerde barınamayacak kadar geçersizdir.
CEVHER ADAM