göğsümde bir çayır saklıdır bir ova, bir düzlük, bir kovan işlek bir tünek evsiz kuşlara bir gökyüzü maviden keskin bir güneş yağız atların kişnemesi ve boşluktan oluşur kalabalık bulvarlar seyrek…
Dudağımda bir keşke bulutu var sevgilim. Güneşin izin gününde kara bulutları rahatsız etmemek için kara bulutların yerini o alıyor. Savaştığım kara perdenin özrünü dinledim bugün, bir kalbin dileğini gerçekleştirmek…
Gün cumartesi, aylardan Haziran,balkonda ki köşemdeyim, cırcır böcekleri, garip bir sıcak,komşuların çay bardaklarından gelen o harika ses “gerçi ben şekeri bıraktım ” ama o çayı karıştırma sesi çok hoş bir…
-Kumarbaz Rıfkı veya Süleyman Efendi Naziresi- -kazandın, sen kazandın her zamanki gibi! -bu duruma sen de alıştın değil mi? barbut atardı zar tutardı ve hep kazanırdı kaybeden dost sanırdı hilekârı…
DUA VE RİYA ‘’buradayım: cevabın soruyu incittiği yerde.’’ Adı uzun olanın suyunu içtiğimden beri bulandı dünyam, bulandı yüzüm. Bir kaşıklık ağızda sizi öldürene hangi üç harfle seslenirdiniz ya da öldürdüğünüzün…
Tam kendini ayarlamış kapıya omuz atmak üzereyken Meltem kapıyı aniden açtı .Komiser Tekin sendeledi ama Meltem’i ayakta sapasağlam görünce rahatladı.Sakin olmaya calışıyordu ,asla kavga etmek istemiyordu. -Kızım,neden kapın kilitli?sesleniyorum cevap…
Güldüm baya Telefonumu çıkardım Anlatmak üzere ona Onu artık arayamazsın dedi üstümdeki ses Ayaklarımı sehpaya koyup Bir sigara yaktım Şuna bak yıldız kayıyor! Bir yıldızın kaymasını izledin Şanslısın Hadi bunu…
Rüzgârım kesik Yağmurumdan haber yok Hava biraz parçalı umutlu Bir kadeh daha içerim Ardından beklerim Mastarsız bir fiilin ardından yüreğime seslenirim “Unut!” Unut yüreğim ki Sevgim uyanmadan öleyim “Beş dakika…
Otobüse binmeden önce, önümdeki arkamdaki insanların iyi birer yolcu olmasını dileyerek otobüse ilk adamımı attım. Koltuk indirme kaldırma sohbetlerinden birçok kavgam olmuştu bu yüzden bir kez daha kavga edebilirdim ama…
Oyuncular Oynayacakları Oyuna Yabancı Olunca, Perdeler Açılmadan Kapanır…! (-Giriş-) Acı bir firen… Islak asfaltta sürtünerek kayan lastik sesi ve kulakları tırmalayan yoğun metal gıcırtısı… Dev dişli çarkların arasına sıkışarak…
HAY HAK NASIL BİR YAŞAMAKTIR BU? Nasıl da unutuveriyorsunuz bu hayatta ölümü. Ne kadar küçük ve saçma şeyleri dert ediyorsunuz kendinize. Artık ne ad veriyorsanız bu beyhude geçen günlere, dünya…
Hangisi daha çok üzer insanı? İnsanın gidişi mi, yoksa o kadar şeyden sonra, gelişi mi? Hangisi daha çok acıtır, nasır tutmuş kalbi? Ve, o geldi. İçimdeki acı… Tatlı acı… Niye geldi…
Güzellik mi istiyorsun ? Sedatize yaşamak hayatı. Eksik olan ne ? belki insan belki para. Okuyanlar felsefe yapıyor diyebilir belki ama öyle değil. Bir köşe kalemi almış eline onun bunun şeyini…
Bir karayel esse kuzeybatıdan, yağmur getirir mi? Bir damla düşse bulutlardan, notalar yaratır mı? Bir söz çıksa ağızdan, dilin düğümünü çözdürür mü? Notalardır günleri çekilir kılan. Kuş cıvıltılarıdır, yağmur…