HİÇ Her gece bir ‘ben’ gider benden, Her sabah bir ‘ben’ Kırıldığımda bir ‘ben’… Acılı bir klarnet sesi çalınsa kulağıma Bir ‘ben’ gider benden. Ne hiçler uğruna ‘ben’ler yitirdim Şu…
Yaşlı adam aynada kendine baktı uzunca bir süre. Zaman neler yapmıştı bedenine. Yüzü çökmüş, kırışıklıkları zamanın tozlarını barındırıyormuşçasına derin. Saçları sanki dışarıda yağan karın altında kalmışçasına beyaz. Yaşlı adam buruk…
Gözlerim buğulu görür etrafı Dilim tat almaz Ellerim hissetmez Ne varsa yaşamaya dair Bende kalmadı hiç biri Ölüm ve yasam arasında ki İnce çizgide uyuklarken Anıları görürüm rüyalarda Unutulmuş, hiçe…
Bana çocukken en büyük korkumun ne olduğunu sorsalar, cevabım büyük ihtimalle ‘karanlık’ olurdu. Nefret ederdim elektriklerin gitmesinden veya herkes salonda otururken benim diğer odadan bir şey almak zorunda olmam çok…
Dağıtıyorum kendimi her geçen gün Biraz daha fazla… Az karanlıkla Biraz dövmelerle Birazcık rutin hayatımla Yoğun alkolle Ve Fazlasıyla da yalnızlıkla Ölüyoruz yavaş yavaş Ölüyorsunuz normal…
Bekliyordum umut ederek bekliyordum. Sebepsizce bekliyordum. Belki bir gün mutlu olmak adına bekliyordum. Her gecenin bir sabahı olduğu gibi her karanlığın da bir aydınlık tarafı vardır. Karanlık aydınlanmak için umut…
yorgunum, vurgunum , aşığım , yalnızım. başımda kara bulutlar, aklımda senle olan anılar. ne olur ölmeden tutsam elini görsem art arda sigara yakılacak gamzelerini , seni. oturmuşum bir bar…
Biz her şeye, esirgeyen ve bağışlayan, çokça esirgeyen ve çokça bağışlayan, hep esirgeyen ve hep bağışlayan Rabbin adıyla başlayan adamlarız Anna. Büyücülerin, haramilerin, borsacıların, reklamcıların, korsanların, işgalcilerin, bankacıların elinden kurtulmamız…
Hava nedense olağandan daha sıcak. Yüzüme vuran güneşi kucaklasam mı sitem mi etsem bilemedim. Ben hiç güzel hava kızı olmadım zaten. Soğuk insanı kendine getirir gerçekleri yüzüne vurur gibi geldi…
Güvenmek mi hatadır yoksa güven vermek mi? Değer verdiğimiz insana güveniriz koşulsuz şartsız ,hata yaparız belkide oysaki hatalar oluşturur pişmanlık tablomuzu. Güven vermek ise kandırmak belkide iyi hissetmek istemektir. Bazen…
Sarı saçları, bakınca içimde gerçekten bir his uyandırabilen masmavi gözleri vardı. Yanında kendimi muhteşem hissediyordum. Hayatımda kimseden o kadar ayrılmak istememiştim. Beklentilerimi dışarıya bağlamaya karşı bir alerji geliştirdim zamanla. Korkuyordum…