Serin bir deterjan kokusu soğuk bir oda soğukluğu tüyler ürpertiyor odanın yalnızlığını duvarlar bozuyor diş biliyor adeta gereksiz taş yığınları karşına çıkan bir pencere açarsan İstanbul konuşur seninle kapalı tuttuğun…
İlk cümlesi bile ”sen” olan bir şiir yazıyorum Kaç gün oldu , yokluğunlayım ; kendimi arıyorum.. Sensizlik canımı sıkıyor , yakıyorum bir sigara… Tüm anılarımızı , kızartıp ; kül tabağına…
İşlerin yoluna girdiğini düşündüğümüz her an ortaya çıkan, olmazsa olmazların evreninden gelen bir pürüz vardır. O esnada onun anlamlı veya anlamsız olması da önemli değildir . Bir pürüz ki ,sürekli…
Doğruluk uykuya dalmış,yalan sükût içinde Gözleri kapanmış pisliğin huzursuzluk var içimde Dokunur ve uyanır,o garip bir korkak, Yalanın bir suçu yok,söyleyen kaltak Hesap günü gelince,gözlerin dolar yaş, Sırıl sıklam olmadan…
Herkes merakla bekliyordu. Acaba ne konuşmuşlardı? Ya da konuşabilmişler miydi? Daha onlar böyle düşünürken kapı açıldı ve kıpkırmızı olmuş bir vaziyette dışarı çıktı.Meraklı gözlerle bakan arkadaşlarının yüzüne bile bakmadan; ”…
Sanki bir şeyler olacak da oyalanıyormuş gibi hayatımda. Bir sonraki hayatımın eşiğinde gibiyim. Hayat, üzerine rahat bir şeyler giyiyor ve ben ilk seks deneyimini yaşayacak 17’lik yeni yetme gibi heyecanla…
13 Mart 2006 saat 15:45’i göstermek üzereyken komser Murat ve komser Mert mesai bitiminin hayalini kuruyorlardı. Hayyallere dalan ikilinin odasında sessizlik hakimdi. Sessizliğin arasından bir telsiz anonsu duyuldu: “Tüm birimlerin…
Merhaba yalnızlığımın teselli ikramiyesi sevgilim… Yine mi duvarlar getirdiler seni bana? Gecelerden kaçıyordum ki, bu gece; işte gece yine izimi buldu. Gözyaşlarım da yağmurla yarışmayı özlemiş, kirpiklerimden yağmur dolu sen…
Kütüphaneden çıkmış eve doğru uzun park yolunda yavaş ,savsak adımlarla yürüyordum.Kulağımda kulaklık , fon müziğe ayak ritmimi uydurmuştum.30-35 yaşlarında sıradan bir adamdım, hatta sıradanlık bile benim için cafcaflı kalıyordu.Yolda öylece…
Her pazartesi gecesi bıkmadan usanmadan, sindire sindire, cipsimle, çekirdeğimle izlediğim tek dizidir Ulan İstanbul. Belki de beni pazartesi sendromundan uzaklaştıran tek dizi de odur ki belkisi kalmadı artık bu cümlenin,…
Adalet, hep bir tarafı kırık teraziydi, Onarmayı erteledik benciller için. Yıllarca söylenen boş lafların saadetiydi, Vicdan dediğimiz gürültüyü susturmak için. Hayat denen labirentte yol bulmaktı gaye, İzini bırakarak gitti en…
Bekliyorum,sabırla Suskunum, Deliler gibiyim Yanıyorum,ateşler içindeyim Gel! Zor değil, Uykudayım, Gittiğinden beri uyuyorum Ölüyüm,gülmeyi unutmak nedir bilir misin? Korkuyorum, Bir daha seni göremem diye Bir daha gülemicem diye Yalnızım,yapa yalnız…
Pazardan aldığı üç kilo çileği,çilekle aynı ton olan minicik mutfağının tezgahına bıraktı Neslihan.Çok yorulmuştu pazar gezerken,kendini fazla kaptırıyordu her çarşamba bu pazar işine.İlerleyen yaşına rağmen,gocunmuyor,biricik kızının her istediğini,her sevdiğini ona…