Ah be çocuk! Ben sana demedim mi Hayat acımasızdır diye? Pamuk şeker mi sandın hayatı, Toz pembe yaşanır mı? Ah Be çocuk! Arkandan bağırdım oysa, Hayatta uçulmaz o kanatlarla. Neden…
Saat kaç olmuştu henüz bilmiyordum; ama gelin görün ki işime yarayacağını da sanmıyordum. Üşüyordum. Karanlıktı ortalık gecenin karanlığı annemin çarşafları gibiydi adeta. Kendimi avutmak noktasında başarılıydım açıkçası, henüz ne yapacağımı…
Uyanalı bir saat oluyordu ama hala kendime gelmiş değildim. Yerimden kalkmak istediysem de henüz başaralı olabilmiş değildim. Bir saat boyunca yataktan doğrulduğum gibi oturuyordum. Yalnız yaşıyordum o yüzden gelip birinin…
bu aralar soru sormadım kendime. yani ney mantıklı ne değil, düşünemedim o çok meşhur yağmur manzarası gören bi cam kenarım, battaniyem ve birde gereksiz neskafem hiç olmadı…
Karanlık kuşattı mı her yanı Beni de senin hasretin kaplar Batan her güneşle bir anı Kalbime hançer saplar… Gün kara çarşafa büründüğünde Keder her yanımı sardı Ay ihtişamıyla göründüğünde Sen…
Bursa’da yağmur öperken başını Tatlı bir keder eser üzerine yavaştan Güneş inzivaya çekilir ve ardından ansızın çullanır karanlık, tüm vehmiyle Çılgınlar misali koşuşup dururken her yaştan Kokusu sine üzerine dehşetin…
Keskin soğuğu hissettiğim bir çay bardağı Gözümde şekilleniyor birden dedemin çardağı O gümüş kakmalı semaver demleniyor iken, Bir bahçıvan beliriyor ötelerden Solmuş pantolonu ve gömleği, arınmış renklerden… Çıplak ayakla üzerinde…
Elinde bir tesbih, yanında kırık kasası Ne derdi var bu adamın ne tasası Umrunda değil devletin, ne hükmü ne yasası Tek bildiği devletin, muhtarın tozlu masası. Sabahtan akşama…
Hamur gibisin sürekli yoğrulacaksın Merhamet sevgi ve hikmetle Bataktan dimdik doğrulacaksın Çözülmez dert çekip gitmekle Bir genç tanıyorum, temelde mihenk Sarsılmaz karakter ve ahlakla Sadece sensin tüm dünyaya denk İyiyi…
Küçük balonlarda saklıydı, hayallerim. Elma şekerleri ile süslenmiş çocukluğum. Özlenilmiş olan bir kokuydu, huzur. Kimi için zamanın en güzeliydi. Gökyüzünün mavisi gibi huzur, denizin dalgası gibi heyecan vericiydi. Özlenilmiş olan…
Otobüste başımı cama yaslamışım sıkıcı İstanbul trafiğinde hayallere dalmışken gözüm çarptı birden koskoca reklam. Yeni Türkiye…Valla onu bunu bilmem arkadaş ben eski kafalıyım. Nerde o eski İstanbul geri verebilir misiniz…
Evim ya bir kale Yada bir hapishane Korunaklı, kapıları duvar Gözükmez demir parmaklıkları Dışarıdan bakanlara Söz misali deprem olsa Toprak yarılır koca evren düşer Bir çukura , o…
Yine geldi kasım ne yağmuru biter nede gözyaşım Kasımda başkadır acı, bu günlerde hep susuyorum Seni hatırlatan her şeye ama her şeye öfke kusuyorum Sen yokmuşun gibi davranmak, zor bir…
Özlüyorum ama seni değil benim temiz saf sevgim senin kirletebileceğin bir elbise değildi bende gittim sevilmeyi hak eden gerçekten seven birisiyle hayatımın her anını paylaşmayı özledim bunu hiç yapamadığım…
Yalnız. Sadece altı harften oluşan bir kelime aslında. Ama manası çok derin. Anlamı ve anlamaya verdiği olanak çok geniş. Kimsenin sevmediği, hayatta korktuğu şeylerden biridir yalnızlık. Herkes birilerinin onu bırakıp…