Sen yağmuru bile sevmiyordun. – oysa ben seni sırılsıklam bekliyordum – Nasıl kesişebilirdi yollarımız? daha on dokuzundaki delikanlı nasıl sevebilirdin beni?
Sana yazıyorum, sana söylüyorum. Beni duymuyor musun! Bak sesim kısılana kadar nasıl da bağırıyorum. Sana uzanıyor iç sesim. Bakışlarım seni çağırıyor. Beni duymuyor musun! Dudaklarım sana gülüyor. Gözlerim sana akıyor.…
Ardından “gitme” diyebilecegim tek bir kisi dahi kalmamıs. Gecenin ayazı ruhumun derinliklerine kadar islemis. Sessiz cıglıklarımı duyanlar olmamıs. Kimsesiz kalmısım Rodya. Bu yolda gölgem bile terk etmis beni yalnızlıga.
Akıl almaz bir iş bizimkisi sabah ile gece arasında sıkışmışız ne güneşi doğarken tattık ne batarken yinede bir fabrika işçisinin ögle yemeği kadar mutlu ve açtık.Doyamadık doysaydık keyif sigarasına vakit…
Öyle saklandım ki sen beni yok sandın. Oysa gözlerinin kahvesinde Sözlerinin satır aralarında Gülümsediğinde, dudaklarının kenarında İçtiğin sigaranın yanan ucunda Bütün kuytu köşelerinde şehrinin Kıyısında uçsuz bucaksız denizlerinin Ben vardım.…
Ne yapıyorsun şimdi? Nasıl gidiyor hayat Herşey çok değişmiş belli.. Bi farklı olmuşsun Varmı sevdiğin bir kadın? Yada kalbini titreten bir ses, Yüreğine fısıldayan bir söz, Nasılsın? İyi mi gidiyor…
Uykusuzum dostum, uykusuzum Bir sen anlarsın, bilirsin beni Bir de derdimi anlattığım şu gök kubbe Yorgunum dostum, yorgunum Bilir misin bu sabah deniz olmak istedim O, erimiş altın gibi…
Gülüyorsun Yeşeriyor içimdeki en solmuş çiçekler Ellerin ellerime değiyor Karanlıkta aydınlığa ulaşan İlk insan gibi seviniyorum. An geliyor Gözlerine bakıyorum Zaman, mekan fark etmiyor Her şey duruyor. Yemin ederim ki…
Düsünceler beynini kemiriyorken, etrafa sactıgın anlamsız gülüslerin altında yatan gercekligi fark eden kimse olmuyor. Biri dahi gelip de “nicin duvarlar örüyorsun etrafına” demiyor. Anlamıyorlar. Anlatamıyorsun. Rüzgarın akısıyla savrulurken bir basınasın.…
Hayal etmek ne kadar güzel bir nimet insanoğluna en dipte olduğumda bile dünyanın en mutlu insanı en zengini belki belkide en özgürü en delisi… Müziğimi açıyorum gözlerimi kapatıyorum bakalım nerde…
Geçmiş olan 12 yılın ardından ve ilk defa kendi isteğimle kaynar suyun altına bırakmıştım kendimi. Fiziksel acı umrumda değildi. Hoş ya zaten hissedemiyordum. “Ne kadar yanabilirsin ki?” diyordum. Daha ne…