Kaurismaki’lerin Finlandiya’sı Finlandiya, yani Finlandiya Cumhuriyeti. Neredeyse 5.5 milyonluk nüfusu ile Kuzey Avrupa’nın göz bebeği, İskandinav ülkesi. Milli gelir olarak Avrupa’nın en zengin ülkelerinden biri olan Finlandiya Sinema sektöründe maalesef…
Bazen çok inanıyorsun karşındakine. Hele ki seni o inandırıyorsa kendine. Güveniyorsun. “Tamam, bu sefer oldu, bu sefer son.” diyorsun. “Kızımız saç rengini hangimizden alacak acaba?” diyorsun ya da “Oğlumu nasıl…
Bu şehir bir başka Sokaklar bir tuhaf İnce bir soğuk ayazlarda Bedenlerimiz sıcak Ruhlarımız kar fırtınalarında Işıklar toprak kokusunda bir hasret Gökler kan yağmurunda Yalnızlığı demliyoruz gecelerce İçenler acımızdan ölür…
Her gün, geceye teslim eder, kendini, Ve her gece, Güneşin ışığıyla yanar, kavrulur. Biz bir gün bu dünyadan gitsek bile, Bu kavga devam eder. Kimisi günün galip gelmesini ister, Hayatı…
geçmişin kırıntılarından yeni bir hayat kurulmaz ki. mutluluk ıssız bir adada mahsur kalmış gibi, bir gün bulunurum elbet diye bekliyordur. aramaktan vazgeçtiğimizi bilmeden aşk cevapsız bilmece gibi aslında çözmek içinde…
salkım yıldızlar çaldım lacivertler kopardım kanadından dolunayını en ağır atlısını ettim yurdundan yel bile esemedi yerinden korku ordusu namına tek bir süvari kalmadı geceden sonra kurşunlar yağdırdım üzerine ağır geldi…
”Onca yoksulluklar varken, tertemiz aşklar yaşandıysa, bunda Neşet Ertaş‘ın payı var.” demiş Murat Menteş laf arasında. Hepimizin hayatında tonla insanın, şarkının, şiirin, işin payı var. Ben mesela, kaybetmenin her zaman kötü bir…
Güç mü, arayış? Aşk mı, masum olan? Yoksa ölüm mü insanları ayıran? Bilemedik sanırım hiç. Kesene giren beş kuruşun hem gücü hem aşkı getirdiğini anladıkça, ölüm o kadar dostane geliyor…
kırılsın kabuğum hayata karışmaya cesaret bulayım yeneyim korkularımı bozayım sessizliğimi acabalar çıkmasın karşıma keşkeler arkamda kalsın. büyümüş olsam da kimse içimdeki çocuğu bayramlardan ayırmısın. dünyaya geldim madem yaşamak için neden…
Anneannemin penceresinden dünyayı seyretmekten keyif alırdım çocukken. Dut, ceviz ağaçları, birbirinden renkli ve mis kokulu çicekler, dar sokaklarda karşılıklı duran içten, güler yüzlü taştan evler, herbirinde renkli düşler, bir de…
yeryüzünün en kudretli yaratığı olan insan kaçıp gitmek ister bazen her şeyden aslında görünmez prangalara vurulmuş ruh’tur bunu isteyen acı çeker bazı şeyleri idrak ederken ve aklına gelir bir yerlerden; tüm ihtiyacı…
Kendimi taşıyamayacağımı hissettiğim bir güne uyanmıştım bugün. Bazen o gün hiçbir şey yapmak istemezsiniz adeta derin dondurucuya konmuş gibisinizdir. Muhteşem bir gecenin ardından kendinize mecbur kaldığınız ertesi gün. Yatağımdan kalkmamak…
Düşünüyorum… Bir okyanus beliriyor. İçinde tüm karanlığı besleyen. Soğuk, ıslak ve hırçın. Çekiyor kendine doğru. Dev uyanıyor kocaman elleriyle önce havaya kaldrıyor yıldızlara dokunuyorum sonra tek hamlede yere vuruyor kalbim…
unuttuğumuzu sandığımız acılar, aklımızın en dip köşesinde birikir, birikir biz farketmeden. son kar tanesi bekler gibi çığ misali düşmez üstümüze hayatın sillesini yediğinde insan, olur önce bir darmaduman geçsin şimdi…