senin bu mavi gözlerinin bir anlamı olmalı gizliden gizliye daha kaç vakit gerek senin bu mavi gözlerinin bir anlamı olmalı konuşunca korkuyorum açıktan açığa sesim…
Seni haykırıyor tüm sözlerim, Tüm mısralarda sen varsın. Canımı yakıyor sen kokan cümleler.. Gel desem geleceksin, biliyorum. Ama gelme, istemiyorum. Gelirsen uçar kelebeklerim, Sevinir tüm çiçeklerim. Sarılır dilimdeki sözlerim. Ama…
Ben hâlâ seni bekliyorum. Kapana kısılmış bir delinin geçmiş günahlarını örtüp, kışın; karın o çetin soğuğunda üşümemek için direnmesi gibi. Ölmemek için, yaşamak için bir nedenim olsun diye, ben hâlâ…
Duyarlılık kelimesi altına saklanmış hislerin ertesinde bir hüzün anına yakalandım. Bu anın kaynağı ülkemizde hayatın tüm alanlarında insanların taşıdığı ağırlıkların aslında hiçte uzak olmayan mesafelerde örneklerinin neredeyse hiç olmaması. Bazen…
‘’Ezanlar yükseldi mazlumun ahıyla birlikte, Gözler aradı adalet timsali Ömer’i insanlar öldükçe…’’ Yazıyordu duvarda… Hayat, Ömür, Kömür, Dedi çocuk sesi ağlamaklı, Baktı etrafına insanlar ağlamaklı, Önce oyuncağı sonra tabut dikkatini…
Ölmediği için mutsuz olan bir adam ne düşünür? Çok fazlayız ölmeyi kaçış değil bir zafer olarak görenler. Bir sigaraya sarılmış, karanlık ile kararmış iç dünyamız arasında bembeyaz bir dumanla köprü…
Doğduğumuz topraklardan uzak bir yerde doğan bir edebi eser gibidir memleket sevdamız. Her zaman bir çocuk ve bu çocuğun heyecanı vardır sevdiğimiz katiplerin nehir kıyısı, sahil güneşi düşüncelerinde. Her seferinde…
o köprünün altından çok sular geçti be kaptan sorma artık ne oldu diye anlatsam şaşırıp kalırsın bir çare bulamaz, düsünmekten kafayı yer yatarsın sonra sabah olur üzerinden bi ton ağırlık…
Üstüme hiçbir zaman yük Önüme hiçbir zaman unvan almadım. Çünkü bir gün yirmi beş saat… Hayatta her şey gecikmeli… Mesela eylül! Başkası için yavaşlamak zorunda mısın? Hızını düşürenlere ihtiyacın var…
Asırlar geçtikçe ömür kavmimin üzerinden. Daha çok korkuyorum adımlarımı sayarak atmadığımda. Bıkıyorum platonik aşklarından gençliğimin. Kime elimi uzatsam havada kalıyor. Ne hakla aşkın varlığını inkar edebilir ki bir insan? Onu…
Kilometrelerce uzaklıkta olan bir ilişki ne kadar devam edebilirdi ki? Bakıyorum, fedakârlıklar yapılsaydı eğer bir ömür bile sürebilirdi. Zor olurdu evet, haklısın ama Aşk’ı Aşk yapan da zor olması değil…
Arkadaşlarına görmeden de sevebilmeyi öğret, anlat onlara sevgilim. Bir insana kilometrelerce uzaktan âşık olup, onu fotoğraflarından sevmeyi, ona bağlanmayı, onun için her şeyi yapmayı, pes etmeden savaşmayı öğret. Heveslerin boş…
Aldatıyorum herkesi Kim bilebilir sana, ona ya da bir başkasına sarıldığımda hissettiğimi Kaç saniyenin yeteceğini Her hangi bir duygunun doruğunu geçmişte mi bıraktın gelecek diye mi bekliyorsun? Karşılaştır hislerini inatla…