Posts by author
NECATİ KAVLAK
386 posts
Güneşin doğuşu, Can Kuş'u nun Dünya'ya kanat çırpması ise,
Gün batımı da, açan güllerin solan yaprakları olmalı.
Her gün yeniden doğan, her gün yeniden ölen bir bedenin,
kafesinde çırpınıp durmak zor.
Doğduğum yöre de, taşlar topraktan daha çok.
dağında gökyüzüne, Çam ağacı yerine, Ardıç ağaçları uzanır.
Gövdesi ne tomruk olur, ne de kereste.
Kiriş diye uzatamasın onu duvarın üstüne.
Yanarken saman alevi gibidir, köz bırakmaz geride.
Büyürken fidanı su istemez.
Kışın yağan kar, ve Nisan yağmuru yeter yaşamasına. İğne yapraklarının arasında olur gılikleri.(meyve)
Önce yeşil, sonra siyah.
Acıdır tadı.
İlaç olmaz hiç bir yaraya.
İşte ben böyle bir kıraç toprağın üzerinde yeşermiş,
kökü kayaların altına uzana ağaç gibiyim.
Siz çınar da diyebilirsiniz, koyu gölgesi olan, Meşe'de. Kayın,gürgen zaten hiç olmaz bizim dağımızda.
Dereler kışın akar, yazın kurur.
Avşar'ın soylu kızları suyu kuyudan çeker kovayla.
Kulaçla ölçülür kuyunun derinliği.
Al yazmalı, beyaz tülbentli kızlar, aynayla haberleşir, yavuklusuyla.
Hala öylemi bilmem.
Ben gideli gurbet ele, değişmiştir belki, gelenek ve de töre. Belki orada da geziyordur, genç kızlar sevgilisiyle el ele.
Kim bilir?
Ben buyum işte.
Diğer kimlik bilgilerim kayıtlı nüfus kütüğümde.
İlim ilçem hepsi var.
Bence esas ben, bu satırlarda saklı.
Çözün çözebilirseniz,bu bir bilmece.....
RÜYA
Bir rüya gördüm dün gece Mevsim ilk bahar Çayır çimen yemyeşil Açmış güller bahçede Güllerin arasında Bir huri Omuzunda Şarap testisi Teni saçıyor ışık kendi nur Dudaklarından dökülüyor bal Göz…
Kopsun Fırtına
Yıl iki bin yirmi beş bugün Haziran’ın biri Gülmedi milletin yüzü devşirme keyifli Anadolu’nun üstüne karabulut çökmüş Karadağ’a düşen Atatürk silueti kederli Her yıl baharla Anadolu çiçek açardı Milletin yüzü…
Cumhuriyet Bayramınız Kutlu Olsun!
Okuyacağınız bu makaleyi, Mart 2017’de kaleme almış ve paylaşmıştım. 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’nda ne yazayım diye düşünürken firavunun ayak sesleri aklıma geldi. Makaleyi güncelleyip paylaşmanın yeni yazı kaleme almaktan daha…
BAKIR TEL HIRSIZLIĞI
Diyarbakır, toprak ağalığının kol gezdiği, marabalığın bitmediği Rahmetli Bülent Ecevit’in feodal düzen diye tanımladığı, yaşam biçimini özümsemiş bir bölgede. Hala aşiret örfü adeti ve de kurum ve kuralları ön planda.…
Silahlı Soygun
Mevsim Sonbahar! Güneydoğu Anadolu doludizgin kışa koşuyor. Dicle Nehri Fırat’la buluşmak için Şattülarap sevdasıyla, yanıp tutuşuyor. Bölgede olağanüstü hâl uygulaması var. Emniyet ve asayiş bozukluğu at başı kum pistte doludizgin…
ADA’YA YOLCULUK -1-
Hikâyenin yaşandığı dönemde, Ada’nın adı İmroz’du, şimdi Gökçe Ada. İmroz diye mi başlasam söze yoksa Gökçeada diye mi girsem lafa? Aslında isimlerin ne anlamı var diyeceğim de bir türlü dilim…
Hatırladın mı Anne
Hatırladın mı Anne Karnı burnunda yüklüyken Bir yaz günü Dönerken tarladan eve Sancın tutmuştu, yolda Doktor yok! Ebe yok! Hasta hane mi O da ne Belki elini tutacak Kimse de…
Aşk Değilse Ne?
Gözlerinin içine bakarken çarpıyorsa kalbim ellerini tutup da sıkarken titriyorsa tir tir dizlerim Utanma be kardeşim Kızarmasın yüzün söyle Bunun adı aşk değil de ne Gece rüyama giriyor Tatlı uykumu…
SORDUM ANADOLU’YA
Sordum ben kimim diye Anadolu’ya Gülümsedi çık dedi Emirdağ yaylasına Yalınayak bas Toprağa batsın diken ayağına Okunuyor kimliğin Emirdağ’ı Türkülerinde Döndürdüm dünyayı geri batıdan doğuya Al Fatime’mi söyledi Gülşen kulağıma…
ÜÇÜNCÜ ŞARK/2
Doruk her zaman olduğu gibi görev yapacağı kökleri tarihin derinliklerine uzanan, bu güzel şehri önce tanımak, sonra kısaca tanıtmak için kısa bir inceleme yaptı. Edindiği bilgiler karşısında küçük dilini yutmaktansa,…
ÜÇÜNCÜ ŞARK/1
İlk gün meslektaşların hoş geldin ziyaretleri ile su gibi aktı gitti. Geceyi otelde derin uykuda geçirdi. Ertesi gün mesai saatinden önce göreve başladı. Önce Karakola ait erbaş ve erlerin yattığı…