Senle başlıyor tüm cümleler sensiz bitiyor. Öyle bir duygu ki bu, bir annenin doğum sonrası bebeğine kavuşması gibi, yuvası bozulan bir kuş misali. Biraz ürkek, biraz sevecen, biraz heyecan, biraz ağlak, az da karamsar… İçinde onca çaresizliği biriktiren yüreğin, ah.
Eşsiz bir ruh tanımlaması alıp götürüyor benliğini. Sait Faik’in İzmir’e hikayesinde geçer; ölüye ağlamayan insanların huzursuzluğu içindeyim…
Gözlerinse öyle dolu bakıyor ki ah, bazen sevgi besleyen içi içine sığmayan, bazense her şeyden soyutlanmış bir zavallıyı anlatıyor adeta. Hep kahır hep yenilmişlik hep göz yaşı… Koca bir çınar gibi ayakta dimdik duruyorsun her şeye rağmen. Kimi kimsesi yokmuş gibi davranıyorsun çoğu zaman, tüm vedalara veda ediyorsun, sonra yine gidiyorsun kendini boşlamış birinden.
Ama içinde birikiyor içindeki tüm kelimeler cümle oluyor, çoğaldıkça çoğalıyor. Sonra büyüyor büyüyor büyüyor. Bunların hepsini dışarı çıkarmak istiyorsun mideni bulandıran her şeyden kurtulmak istiyorsun. Kus tüm birikmişleri, çıkar içinden, çünkü sen her şeyin en güzelini hak ediyorsun. Unutma hepsi hayatın bize bir cilvesi.