Tu amico non piangerai la mia morte, per te sarò una pietra tombale per te sarò un nulla distrutto, tu non piangerai la mia morte e forse ti darà anche…
Aşk. Oldum olası hiç bir zaman inanmadığım ‘duygu’ adı verilen işkence yöntemi. İnandıran çıkmadı veya kalbimi korkunç bir kazada kaybettim. Arkasından yas tutmuyorum ve onunda vadesi bu kadarmış diyerek yalnızca…
yaşıyor olmaktan mı yoksa bir gün ölecek olmamızdan mı korkuyoruz hep bunun ikilemi içinde geçiyor zaman. anın tadı da kaçıyor böylece, normal tabii. ve leş gibi üzerimize çöken geçmişin kokusu…
Hafif esiıyordu ama mesele benim ruhumun soğuması Güneş vardı kirpklerine vuran, içimi asıl ısıtan Farketmişti galiba ceketini verdi ısınmam için Lakin içimi ısıtan hareketiydi Elbette gözleri de vardı içimi ısıtan…
Aslında bu yazının diğer yazılardan bir farkı olacak o da belli bir konu üzerinde yoğunlaşılmış köşeleri çizilmiş ve kaleme alınmış bir yazı olmayacağıdır.Kalıplı cümlelerin olmasını istemediğim içindir bunun sebebi.Pek tabi…
Güzel şeyler kendiliğinden olur aslında, hiç ummadığınız bir zamanda çalıverir kapınızı. Onu o kadar çok beklemişsinizdir ki vakit kaybetmeden sahiplenirsiniz. Bu bir kitap, insan veya adeta yıllardır özlemini kurduğunuz bir…
Bizi boğan şeyleri düşünmek canımızı sıkarken neden ısrarla kendimizi bunları düşünmek için zorlarız? Geriye dönüp baktığımızda, pişmanlık olarak nitelendirdiğimiz fakat aslında o anın şartlarına göre yapılabilecek kötü seçimlerin arasında, en…
İyi geceler ben Can Maras. Bu gun ibret-i inciye veda son gunumdu bu gun. Yillarimi verdigim emeklerimi verdigim ailem ile son gunumdu bu gun. Birinizin lafini ikiletmetmedim. Zor gununde yaninizda…
Bazen hayat hakkında yazacaklarınızın sonu gelir. Tıpkı hayatın bir sonu olduğu gibi edebiyatın da kaçınılmaz bir sonu vardır. Üstelik bu son kesinlikle dramatik olmak zorunda değildir. Felsefi olarak her son…
Hatrı sayılır yaşa gelmiş insanların üzerinde mutlak bulunur; kumaş bir mendil. Bazısı bembeyaz,kimisi rengarenk,bazısı desenli, kimisinin de ucu yanık. Geçenlerde otobüste denk geldiğim yaşlı bir amca terini siliyordu mendiline.…
geceler ötmeye başladı şimdi kuşlar susmuş, geceler ve gece de kiler ötümde gölgesine kast edilmeyen bir güneşle eritip yontuyorum ellerimin dikenlerini sen, hüzünleri dünlerle uğurlanamayan Sen, küflü gözlerle…
Isinde yogun, her zamanki gibi bir gündü. Evine geldin, yorgunsun. Anahtarlari giristeki mumlugun kenarina koydun öylesine. Tüm gün ayagini acitmis ayakkabilarini cikardin, zeminin soguklugu, özgürlük! Salondaki mumlari yakiyorsun birer birer.…
Önümdeki boş sayfaya bir o kadar dolu bir kalple bakıyorum saatlerdir. Kalem parmaklarımda döndü bir bir. Defalarca… Saatlerdir kalem, her iki parmağımın arasını dolaştı. Karalanmadı kağıt. Kalbimin dilini beynim çözemedi…
Bende bir zamanlar kalbimi tanıyordum. Geldin. Bahtımın yazısının okunaklı kısmında bir şiir gibi boy attın sevmenin bazen boyumuzu aşabileceğini bilmeden. Oysa ki gecelere sinmiş günahlar bizimdi. Ne bir nakarat ne…
Bu sabah uyandım, Ve başlamış eylül Öyle başka aylara benzemez o, Hazan ve hüzün yüküdür. Ağustostan yorgun,kasımda üşüyecek Yere düşen her yaprakta sevda ve acı barındıran yalancı bir güneş, Bazen…