Seni seviyorum demeye cesaret edemeyip montumuzu sevdiğimizinkinin yanına asan çocuklardık.
Onbeş onaltı yaşındayken sanki küçük dağların temelini ben atmışım
yalandan sıvı ve tütüne bağlanmışım.
Onyedi,
Binbir kitap okunmuş ve en kallavi şiiri yazmışım gibi ergen kibri.
Ne çirkin oğlanım ben hep yaşım ondokuz.
Şairler şehri Zonguldak’a yolcuyuz.
Artık eskisi gibi kafiyeli şiir yazamıyorum derken;
Tuttu ellerimi tam da kaybetmişken umudumu
Bana baktığında gözlerimden yansıyan küçük bir kız çocuğu.