Saatler geceyi vuruyor İçtiğimiz içki şişelerini sayamaz haldeyim Ama seni görebiliyorum Kulağımın hemen yanında birileri bağırıp çağırıyor Bir sigaranın mutluluğuna tanık oluyorum Parmaklarında dolaşırken Serpilmişsin her tarafa Kokun…
Annemizin acılar içinde doğurduğu o insan değiliz artık. Kapladığımız alan büyüdükçe dikkat çekmemiz kolaylaştı. Ve her av gibi avcılarımız oldu bizi paramparça eden ve her av gibi avlarımız da oldu…
Kısa kısa soluklarda bitiyor şanslar Geceye küsmüş aşklar . Sadece sessiz kısa çığlıklar duyulur olmuş Kuytu köşelerde korkmuş İntihara meyilli itiraflar var . Düşlerine sırtı dönük bezgin ruhlar , Yüzlere…
Garip bir gün değildi Hiç olmadı da… Güneşli temiz bir bahar sabahıydı Ceviz ağacının rüzgarla selamlaşması Kuşların sabah sohbetleri Çok hafif bir esinti Bir de ciğerlerine dolan huzurun kokusu vardı…
Aklımda dönüp dolaşan sokak kedisi, cilveyle sürünüyor düşlerime Yanan sobanın kestane kokusuna uzanıyor boylu boyunca Tembelleşiyor sözlerim, kıvrılıyor dilimin altına Sonra sessizlik hakim oluyor Çatırdayan sobanın olduğu oda huzur dolu.…
Kimse değildi artık biliyordu Suya düşen yüzünü inceledi Su dalgalandı, üşüdü nefretinden Kapadı gözlerini kirpikleri düştü son hatıraya Örttü usulca hatırasını Başka bir hatıra girmemeliydi bu gözlere Ağlayamadı bile akar…
Antik Yunan’daki mermer sütunların mükemmelliğindeydi uzun, beyaz bacakları. Belki de bu yüzden Yunan Tanrıçaları kadar asildi güzelliği. Cevherinde saf ve som bir kusursuzluk…