Bazı mekanlar özel kılardı; hayatımıza giren bazı kimseleri.. Sahi ne de çabuk geçmiş koca bir yıl sessizce, usul usul… Sen gittiğinden beri içimi tarumar eden, yalnız beni değil yaşadığım…
Aşk yok,nefes yok Gece yırtıyor tenleri Kalpler kırık ,yollar uzuyor Sokaklarda yılgın gölgeler Gün deviryor geceyi Ruhsuz vücutlar arşınlıyor hayatı Zaman delik deşik,ölüyor kollarımda Son bir nefes için çıldırıyor ciğerlerim…
Pencere pervazında bir kadın. Gökyüzünde asılı hayaller. Hayalleri hep askıdadır kadının. Gece kadar beyaz, Pamuk kadar siyahtır renkleri. Hiç yoktan bir avuç da mavi -belki- Solmuş, umarsız biraz…
Ben bir yönetmen olmalıydım. Kimsenin anlamayacağı filmler çekip yine kimsenin dinlemediği yerlerde anlatmalıydım… Yatağımdan kalkıp bir sahneyi canlandırmalı, sonra kendimi öldürüp resimlere koymalıydım. Nefes alıyormuş gibi yapıp sigara içmeli, sigara…
hiç doğmadığınada inandım hiç ölmeyeceğinede… belki ben ölünce sen doğarsın yada sen ölürken ben doğdum seni öylesine arıyorum ki nasıl teğet geçer zaman bizi o kadar tükettim ki kendimi karşıma…
ben kaybetmiş insanlarım kalabalıktan kaçan benim geceleri uyumayan kendi kendine konuşan kaybetmiş insanlarım ben gözlerinde hayat görüyorum bir kaçında aşk benim gibi olanlar çoktan gittiler kaybetmiş insanlarım benim… senden bahsetmiyorum…
kralın kızları yine ıslanmış. şişman ruhlarına hitap etmemiş kovboylar. tenyalara yedirilen yedi kalp kancık damarlarını sızlatmış kralın kızları hep ama hep ağlarmış. kimi saçlarına üzülürmüş kış günü kimi…
Umarsızca gelen hayatımız içerisinde yıpranışlarımızla kabullenemediğimiz benliklerimiz, bizi bizden uzaklaştırır aslında , hep varmak istediğimiz noktalara varamadığımızın hissizliğin de arayışlar yok oluşlar çıkar karşımıza yıprandık der geçeriz sadece. Kendimizi, leş…
Karalamayı tercih etti Kağıtları, sıraları hatta gökyüzünü Hayata bir dur tuşu çizmişti Sanki gerçekmiş gibi bastı ona Gerçekten mutlu olabilcek Yeniden koşabilecek gibi denedi Babaannesinin ince sarmaları geldi aklına Zamanı…
görsel https://www.instagram.com/osmn_aydin/ Bir gün muhakkak başınıza gelecektir açıkçası çok da vurgusu yapılmadan da anlatılabilecek bir konu ama huyum kurusun Bir gün Sivas devlet tiyatrolarında bir gösteri yapıyoruz özel…
Etraf karanlıktı, gecenin alacasının beni huzura erdirmek temennisiyle gökyüzünde yıldızlarla birlikte dans eden ay’ın bana göz kırpışını gözyaşlarımla birlikte izliyordum. İtiraf etmek…
Kaç geceye sabahı bağladım bilmiyorum! Ne geceye kapanır oldu gözlerim, Ne de sabahlara açılır oldu artık. Her şey bir yerlerde, odam dağınık… Bakamıyorum kendime iyi, Toplamak gelmiyor içimden hiçbir şeyi.…
Başı boş bir sandalyede Ki korkarak dayamıştı ellerini Henüz kan çökmemiş göğsüne Durdu birden Gökyüzü bir kadını anlatıyordu Kadın; Küçük adımların müdavimi Sessizce devam ederken Mevsim; Biraz papatya, Fazlasıyla sonbahar…
Hüzzam şarkıları çalıyor , Sokak şarkıcıları sana inat seni arıyor sanki Köşe başında bekleyen utangaç bir yabancı gibi , Sana sesleniyor gökyüzünün bütün şahitleri …! Bilmediğin bir şehirde kaybolmak seninkisi…
Sana dokunamadığım şehri, neyleyim ben Sesini duyamadığım El ele dolaşamadığım Gözümü seninle açmadığım Şehri neyleyim Neyleyim lalelerini Senin kokunu alamadıktan sonra Şehri seninle izleyemedikten sonra Neyleyim tepelerini Sevdiğim kadının…